Kategori arşivi: Arşivcilik

Osmanlı Arşiv belgeleri tehlikede mi?

Devlet Arşivleri Başkanlığı İstanbul Yerleşkesindeki
Osmanlı Arşivinde mevcut belgeler tehlikede mi?

Standartlara Uygun olmayan Kompleks

Her türlü itiraza, ulusal ve uluslararası arşivcilik standartlarına aykırı olmasına rağmen Kağıthane’de yapılan “Osmanlı Arşivi” binalarının çevresine, depoların su almasını önlemek amacayla 45 metre derine inilerek su sızıntısına karşı duvar yapılacak ve kanal döşenecekmiş!
Osmanlı Arşivi binasının depo katlarının olduğu bazı bölümlerin su aldığı, suyun depo katlarından motorlarla kanala deşarj edildiği, su basan depolara arşiv malzemesi konulmadığı vs daha önce söyleniyordu.

Arşiv kompleksinin Yapımı devam ederken mahallin uygun olmamasına rağmen inşaatı yapılan arşiv binasında kullanılan çimento ve diğer malzemelerin su sızıntılarını önleyecek özellikte olmadığı ve vaktiyle tedbir alınmadığı söylemleri vardı.

Dere yatağında ve bulunduğu alanın üst kısımlarından su akıntısının olduğu bilinmesine rağmen arşiv gibi çok önemli bir kurumun binasının ısrarla burada yapılmasını kimse anlamlandıramamıştı. Eğer alınmışsa DSİ’nin bu yer ile ilgili teknik raporları kamuoyuna açıklanmalıdır.

Acilen Osmanlı Arşivi kompleksinin ulusal ve uluslararası arşivcilik standartlarına uygunluğu kontrol edilerek gerekli tedbirler alınmalıdır.

Osmanlı Arşivi kompleksinin arsa seçiminde ve inşaatında her türlü söyleme kulaklarını tıkayan bir genel müdür yardımcısı üniversiteye prof olarak geçmiş, bir dönem açığa alınıp iade edilen daire başkanı da bir üniversitede daire başkanlığına atanmış!

Arşiv Belgeleri Tehlikede mi?

Ecdadın yüzlerce yıl özenle koruduğu dünyanın en önemli arşivinin (Osmanlı Arşivi) belgeleri ısrarla dere yatağına yapılan arşiv binasında kaderine terk edilmiş durumda kalmasına vicdanlar razı değil, olmamalı.

Tek nüsha belgelerin bulunduğu Osmanlı arşiv binalarının çevresine, mahallin üst kısımlarından akan suyun kanala deşarjı için 45 metre derine kadar izolasyon duvarı ve kanal yapılıyor olması Osmanlı Arşivinin büyük bir tehlike içinde olduğunu açıkça gösteriyor.

Share

9 Haziran Uluslararası Arşivler Günü (International Archives Day)

9 Haziran Uluslararası Arşivler Günü (International Archives Day)

Değerli Meslektaşlarım,

Bu gün 2017 yılı teması “Archives, Citizenship and Interculturalism” (Arşivler, Vatandaşlık, Külterlerarasılık) olan 09 Haziran Uluslararası Arşivler Günü“.

Tüm meslektaşlarımızın “09 Haziran Uluslararası Arşivler Günü“nü kutluyorum.

Ülkemizde kurumsal olarak birbirinden bağımsız, habersiz ve dağınık halde ve aynı zamanda erişim sorunları bulunan arşivlerin var olması henüz bir Millî Arşiv Kanununun çıkarılmamış olmasının bir sonucudur. Bu durum arşivcilik hizmetlerini olumsuz etkilediği gibi arşivcilik meslek personelini de oldukça olumsuz etkilemektedir. Farklı kurumlarda farklı kadro unvanları altında istihdam edilen yetkin ve nitelikli personelin mesleki şevki kırılmakta ve dünyada benzer kurumlardaki meslektaşlarından çok gerilerde kalmaktadır.

http://www.ica.org/en/international-archives-day-programme-s-map  web sitesinde bu gün ile ilgili kutlama programı oluşturulan harita üzerinde yer almaktadır.

Bana göre en anlamlısı küresel dışlanma halinde bulunan Katar’da bile bu gün ile ilgili kutlamaların yapılmasıdır!

Bu gün için, aynı zamanda International Council on Archives (ICA) üyesi de olan Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün web sayfasında herhangi bir duyuru ve kutlama programını maalesef göremedim. 

ICA Başkanı Sayın David Fricker’in (aynı zamanda Avustralya Millî Arşiv Müdürü) bu gün ile ilgili kutlama mesajı bağlantıda yer almaktadır.  http://www.ica.org/en/message-from-david-fricker-about-the-international-archives-day

Ülkemizde Millî Arşiv Kanununun çıkarılmasını iflah olmaz bir sabırsızlıkla bekliyorum. 

Selam ve saygılarımla…

Share

Türk Arşivciliğinin Manifestosu

Osmanlı Devleti, tarih boyunca kurulan Türk devletleri içinde kurumsallaşma ve idari olarak en fazla gelişme göstermiş Türk devletlerinden biridir. Kurumsallaşmış idari yapının izleri bu devletin kurumları vasıtasıyla kolaylıkla izlenebilir. Bu kurumlardan biri de, 8 Kasım 1846 tarihinde kurulan ve temel fonksiyonu arşiv hizmetlerinin düzenlenmesi olan “Hazine-i Evrak”tır. Kuruluşundan itibaren pek çok meslek mensubunun görev aldığı bu arşiv kurumunun teşekkülüyle birlikte, Osmanlı dönemi arşivcilik anlayışının daha profesyonel ve kurumsal bir kimliğe kavuştuğu söylenebilir.

Hazine-i Evrak, Cumhuriyet’in ilanından sonra değişik isimlerle faaliyet göstermiş ve 1986 yılından itibaren bu günkü isim ve yapısına ulaşarak Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü adını almıştır. Adından hareketle, devlet kurumları tarafından oluşturulan arşivlerin tamamının burada korunduğu düşünülebilirse de, gerek Osmanlı döneminden kalma kurum arşivleri gerekse Cumhuriyet dönemi kamu kurum ve kuruluşlarına ait arşivlerin Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne devri, -özellikle idari yapının etkisiyle ve arşiv mevzuatıyla verilmiş olan özel müsaadeler gereğince- halen mümkün olamamıştır. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, söz konusu nedenle, aynı zamanda Türkiye’ye ait merkezi bir arşiv niteliğine maalesef kavuşamamıştır.

Türk arşivciliğinin bütün yönleriyle değerlendirilmesi, sorunların incelenmesi ve bunlara ilişkin çözümlerin ortaya konulması, hatta kısa, orta ve uzun vadeli stratejilerin belirlenmesi için, ilk kez 1998 yılında “Millî Arşiv Şûrası” toplanmıştır. Şûra, alınan “Millî Arşiv Şûrası en geç dört yılda bir toplanmalıdır.” kararına rağmen, maalesef şimdiye kadar bir daha toplan(a)amamıştır. Beklenen o dur ki; Türk arşivlerinin günümüz ihtiyaçlarına uygun olarak bir çatı altında toplanması, yeniden yapılandırılması, gelişen teknolojilere paralel olarak arşiv malzemelerinin sayısallaştırılması ve değerlendirilmesi; arşivcilik eğitim-öğretiminin günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde yönlendirilmesi, mesleki yayın ve toplantı faaliyetlerinin Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun bir şekilde yeniden gözden geçirilmesi, arşiv çalışanlarının özlük ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi gibi çok temel mesleki konuların tartışılacağı Millî Arşiv Şûrası en kısa zamanda yeniden toplanmalı, hatta bu toplantılar -Şûra kararında ifade edildiği üzere- belli aralıklarla tekrarlanmalıdır.

Türkiye’de uzun yıllara dayanan sağlıksız arşiv politikaları, ülkemize ait yukarıda anlatılan sorunları çoğunlukla çözümsüz, çözülmeye çalışılan sorunlar üzerinde ise yetersiz ve bazen de (sorunu) daha da derinleştiren etkiler bırakmıştır. Millî Arşiv Kanunu konusunda cılız ve akamete uğrayan gayretler, personel rejimi konusundaki eksiklikler, ulusal ve uluslararası düzeyde yoğun şekilde ve farklı mesleki konuların incelenmesine imkân tanıyacak mesleki toplantıların yapılmasındaki yetersizlik ve yayın çalışmalarının günümüz dünyasının mesleki birikimini Türkiye’ye kazandırmak yerine daha çok tarihi arşiv kaynaklarının yeniden basılması şeklinde görülen çabalar bunlar arasında zikredilebileceklerin sadece bazılarıdır. Bütün bunlar, gelecek nesillere aktarılması beklenen millî arşiv mirasına ilişkin mesleki sorumluluğun yerine getirilmesinde etkin çalışmaların yapılamamasının önündeki önemli nedenler olarak görülebilir. Yine benzer nedenler, kurumların kendi bünyelerindeki arşiv malzemelerinin yanı sıra bilgi, beceri ve yetenekleri birleştirip çağın ihtiyaçlarına cevap verebilen, geçmiş temelli ve gelecek odaklı tek merkezli arşiv oluşturma imkânını güçleştirmektedir.

Bütün bu olumsuz tabloya rağmen, günümüz şartlarına cevap verebilme kabiliyetine sahip Milli Arşiv Kanunu’nun hazırlanıp yasalaşacağına olan inancımızı muhafaza ediyoruz. Aynı şekilde, personel istihdamı ve yönetim kademesinin oluşturulması konusunda mesleki kaygıların da dikkate alınacağı bir tayin, terfi ve atama politikasının hâkim olacağına inanıyoruz. Mesleki eğitim-öğretim sahasında çalışanların ve bu yönde çaba sarf edenlerin mesleki gelişmeleri iyi takip edip, eğitim-öğretim politikalarına ve müfredatlarına buna bağlı olarak yön vermekte daha gayretli olacaklarını umuyoruz. Hem arşiv kurumları hem eğitim kurumları hem de mesleki dernekler tarafından gerçekleştirilmeye çalışılan yayın ve toplantı faaliyetlerinin -kısmen başarılmış olsa da- her türlü kaygıdan arındırılmış ileri bir politika ile yönetileceği günü hasretle bekliyoruz…

Saygılarımızla… 18 Kasım 2016

Prof. Dr. İshak KESKİN                                  Nizamettin OĞUZ

Share