Kategori arşivi: Arşivcilik Yazıları

Osmanlı Arşiv belgeleri tehlikede mi?

Devlet Arşivleri Başkanlığı İstanbul Yerleşkesindeki
Osmanlı Arşivinde mevcut belgeler tehlikede mi?

Standartlara Uygun olmayan Kompleks

Her türlü itiraza, ulusal ve uluslararası arşivcilik standartlarına aykırı olmasına rağmen Kağıthane’de yapılan “Osmanlı Arşivi” binalarının çevresine, depoların su almasını önlemek amacayla 45 metre derine inilerek su sızıntısına karşı duvar yapılacak ve kanal döşenecekmiş!
Osmanlı Arşivi binasının depo katlarının olduğu bazı bölümlerin su aldığı, suyun depo katlarından motorlarla kanala deşarj edildiği, su basan depolara arşiv malzemesi konulmadığı vs daha önce söyleniyordu.

Arşiv kompleksinin Yapımı devam ederken mahallin uygun olmamasına rağmen inşaatı yapılan arşiv binasında kullanılan çimento ve diğer malzemelerin su sızıntılarını önleyecek özellikte olmadığı ve vaktiyle tedbir alınmadığı söylemleri vardı.

Dere yatağında ve bulunduğu alanın üst kısımlarından su akıntısının olduğu bilinmesine rağmen arşiv gibi çok önemli bir kurumun binasının ısrarla burada yapılmasını kimse anlamlandıramamıştı. Eğer alınmışsa DSİ’nin bu yer ile ilgili teknik raporları kamuoyuna açıklanmalıdır.

Acilen Osmanlı Arşivi kompleksinin ulusal ve uluslararası arşivcilik standartlarına uygunluğu kontrol edilerek gerekli tedbirler alınmalıdır.

Osmanlı Arşivi kompleksinin arsa seçiminde ve inşaatında her türlü söyleme kulaklarını tıkayan bir genel müdür yardımcısı üniversiteye prof olarak geçmiş, bir dönem açığa alınıp iade edilen daire başkanı da bir üniversitede daire başkanlığına atanmış!

Arşiv Belgeleri Tehlikede mi?

Ecdadın yüzlerce yıl özenle koruduğu dünyanın en önemli arşivinin (Osmanlı Arşivi) belgeleri ısrarla dere yatağına yapılan arşiv binasında kaderine terk edilmiş durumda kalmasına vicdanlar razı değil, olmamalı.

Tek nüsha belgelerin bulunduğu Osmanlı arşiv binalarının çevresine, mahallin üst kısımlarından akan suyun kanala deşarjı için 45 metre derine kadar izolasyon duvarı ve kanal yapılıyor olması Osmanlı Arşivinin büyük bir tehlike içinde olduğunu açıkça gösteriyor.

Share

9 Haziran Uluslararası Arşivler Günü (International Archives Day)

9 Haziran Uluslararası Arşivler Günü (International Archives Day)

Değerli Meslektaşlarım,

Bu gün 2017 yılı teması “Archives, Citizenship and Interculturalism” (Arşivler, Vatandaşlık, Külterlerarasılık) olan 09 Haziran Uluslararası Arşivler Günü“.

Tüm meslektaşlarımızın “09 Haziran Uluslararası Arşivler Günü“nü kutluyorum.

Ülkemizde kurumsal olarak birbirinden bağımsız, habersiz ve dağınık halde ve aynı zamanda erişim sorunları bulunan arşivlerin var olması henüz bir Millî Arşiv Kanununun çıkarılmamış olmasının bir sonucudur. Bu durum arşivcilik hizmetlerini olumsuz etkilediği gibi arşivcilik meslek personelini de oldukça olumsuz etkilemektedir. Farklı kurumlarda farklı kadro unvanları altında istihdam edilen yetkin ve nitelikli personelin mesleki şevki kırılmakta ve dünyada benzer kurumlardaki meslektaşlarından çok gerilerde kalmaktadır.

http://www.ica.org/en/international-archives-day-programme-s-map  web sitesinde bu gün ile ilgili kutlama programı oluşturulan harita üzerinde yer almaktadır.

Bana göre en anlamlısı küresel dışlanma halinde bulunan Katar’da bile bu gün ile ilgili kutlamaların yapılmasıdır!

Bu gün için, aynı zamanda International Council on Archives (ICA) üyesi de olan Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün web sayfasında herhangi bir duyuru ve kutlama programını maalesef göremedim. 

ICA Başkanı Sayın David Fricker’in (aynı zamanda Avustralya Millî Arşiv Müdürü) bu gün ile ilgili kutlama mesajı bağlantıda yer almaktadır.  http://www.ica.org/en/message-from-david-fricker-about-the-international-archives-day

Ülkemizde Millî Arşiv Kanununun çıkarılmasını iflah olmaz bir sabırsızlıkla bekliyorum. 

Selam ve saygılarımla…

Share

Türk Arşivciliğinin Manifestosu

Osmanlı Devleti, tarih boyunca kurulan Türk devletleri içinde kurumsallaşma ve idari olarak en fazla gelişme göstermiş Türk devletlerinden biridir. Kurumsallaşmış idari yapının izleri bu devletin kurumları vasıtasıyla kolaylıkla izlenebilir. Bu kurumlardan biri de, 8 Kasım 1846 tarihinde kurulan ve temel fonksiyonu arşiv hizmetlerinin düzenlenmesi olan “Hazine-i Evrak”tır. Kuruluşundan itibaren pek çok meslek mensubunun görev aldığı bu arşiv kurumunun teşekkülüyle birlikte, Osmanlı dönemi arşivcilik anlayışının daha profesyonel ve kurumsal bir kimliğe kavuştuğu söylenebilir.

Hazine-i Evrak, Cumhuriyet’in ilanından sonra değişik isimlerle faaliyet göstermiş ve 1986 yılından itibaren bu günkü isim ve yapısına ulaşarak Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü adını almıştır. Adından hareketle, devlet kurumları tarafından oluşturulan arşivlerin tamamının burada korunduğu düşünülebilirse de, gerek Osmanlı döneminden kalma kurum arşivleri gerekse Cumhuriyet dönemi kamu kurum ve kuruluşlarına ait arşivlerin Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne devri, -özellikle idari yapının etkisiyle ve arşiv mevzuatıyla verilmiş olan özel müsaadeler gereğince- halen mümkün olamamıştır. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, söz konusu nedenle, aynı zamanda Türkiye’ye ait merkezi bir arşiv niteliğine maalesef kavuşamamıştır.

Türk arşivciliğinin bütün yönleriyle değerlendirilmesi, sorunların incelenmesi ve bunlara ilişkin çözümlerin ortaya konulması, hatta kısa, orta ve uzun vadeli stratejilerin belirlenmesi için, ilk kez 1998 yılında “Millî Arşiv Şûrası” toplanmıştır. Şûra, alınan “Millî Arşiv Şûrası en geç dört yılda bir toplanmalıdır.” kararına rağmen, maalesef şimdiye kadar bir daha toplan(a)amamıştır. Beklenen o dur ki; Türk arşivlerinin günümüz ihtiyaçlarına uygun olarak bir çatı altında toplanması, yeniden yapılandırılması, gelişen teknolojilere paralel olarak arşiv malzemelerinin sayısallaştırılması ve değerlendirilmesi; arşivcilik eğitim-öğretiminin günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde yönlendirilmesi, mesleki yayın ve toplantı faaliyetlerinin Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun bir şekilde yeniden gözden geçirilmesi, arşiv çalışanlarının özlük ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi gibi çok temel mesleki konuların tartışılacağı Millî Arşiv Şûrası en kısa zamanda yeniden toplanmalı, hatta bu toplantılar -Şûra kararında ifade edildiği üzere- belli aralıklarla tekrarlanmalıdır.

Türkiye’de uzun yıllara dayanan sağlıksız arşiv politikaları, ülkemize ait yukarıda anlatılan sorunları çoğunlukla çözümsüz, çözülmeye çalışılan sorunlar üzerinde ise yetersiz ve bazen de (sorunu) daha da derinleştiren etkiler bırakmıştır. Millî Arşiv Kanunu konusunda cılız ve akamete uğrayan gayretler, personel rejimi konusundaki eksiklikler, ulusal ve uluslararası düzeyde yoğun şekilde ve farklı mesleki konuların incelenmesine imkân tanıyacak mesleki toplantıların yapılmasındaki yetersizlik ve yayın çalışmalarının günümüz dünyasının mesleki birikimini Türkiye’ye kazandırmak yerine daha çok tarihi arşiv kaynaklarının yeniden basılması şeklinde görülen çabalar bunlar arasında zikredilebileceklerin sadece bazılarıdır. Bütün bunlar, gelecek nesillere aktarılması beklenen millî arşiv mirasına ilişkin mesleki sorumluluğun yerine getirilmesinde etkin çalışmaların yapılamamasının önündeki önemli nedenler olarak görülebilir. Yine benzer nedenler, kurumların kendi bünyelerindeki arşiv malzemelerinin yanı sıra bilgi, beceri ve yetenekleri birleştirip çağın ihtiyaçlarına cevap verebilen, geçmiş temelli ve gelecek odaklı tek merkezli arşiv oluşturma imkânını güçleştirmektedir.

Bütün bu olumsuz tabloya rağmen, günümüz şartlarına cevap verebilme kabiliyetine sahip Milli Arşiv Kanunu’nun hazırlanıp yasalaşacağına olan inancımızı muhafaza ediyoruz. Aynı şekilde, personel istihdamı ve yönetim kademesinin oluşturulması konusunda mesleki kaygıların da dikkate alınacağı bir tayin, terfi ve atama politikasının hâkim olacağına inanıyoruz. Mesleki eğitim-öğretim sahasında çalışanların ve bu yönde çaba sarf edenlerin mesleki gelişmeleri iyi takip edip, eğitim-öğretim politikalarına ve müfredatlarına buna bağlı olarak yön vermekte daha gayretli olacaklarını umuyoruz. Hem arşiv kurumları hem eğitim kurumları hem de mesleki dernekler tarafından gerçekleştirilmeye çalışılan yayın ve toplantı faaliyetlerinin -kısmen başarılmış olsa da- her türlü kaygıdan arındırılmış ileri bir politika ile yönetileceği günü hasretle bekliyoruz…

Saygılarımızla… 18 Kasım 2016

Prof. Dr. İshak KESKİN                                  Nizamettin OĞUZ

Share

BookCrossing (Kitap gezdirme)

logo

Çok güzel ve paylaşımcı bir düşünce.

*Book Crossing*

Amerika’da yeni bir moda çıkmış: Birtakım meçhul kişiler, kamuya acık yerlere birtakım kitaplar bırakıyorlarmış. Diyelim bir parka gidip bir banka oturuyorsun, bankta bir kitapla karşılaşıyorsun. Mahallede yasayan birçok kadının ortaklasa kullandığı ‘çamaşır yıkama merkezine’ gidiyorsun, makinelerden birinin üstünde bir kitap. Trene biniyorsun, aa, koltuğunda bir kitap bulunuyor. ‘Marketten’ alışveriş ederken elini atıyorsun, birisi bisküvi paketleriyle cips paketlerinin arasına bir kitap yerleştirmiş. Telefon kulübesine giriyorsun, telefonun yanında bir kitap… Define bulmak gibi! Roman, şiir, öykü, deneme, artık bahtına ne çıkarsa…

Bu moda İtalya’da ve Fransa’da da yayılmakta. Kitabı bırakan kişi kimliğini gizli tutuyor,

Kitabin parasını da helal ediyor. Tek ricası var, siz de okuduktan sonra buna benzer bir yere bırakın da başkaları da yararlansınlar. Fakat bunu başlatan kişi belli: Ron Hornbaker adında, Missouri eyaletinden bir bilgisayarcı.

Bu olaya ‘*BookCrossing*’ deniyormuş. ‘Kitap gezdirme’ diye mi tercüme edelim… Fransa’ da böyle ‘crossing’ yapan dokuz bin kişi varmış daha şimdiden, ortalıkta dolasan serseri kitap sayısı da on bini geçmiş…

Bu nedir biliyor musunuz arkadaşlar? Bu bir çeşit ‘okuma ve okutma kampanyasıdır’. Paylaşmaktır. Ve başlı başına bir projedir.

Londra’daki uygulama Türkbükü’nde de başlamış!

Türkbükü’nde plajdayım. Bir baktım, yattığım yerde bir kitap var… Adı,’Yıldızlı, yağmurlu geceler’… ‘Ah, biri unutmuş’ derken, kapağını açıp içine bakmak istedim ve beni şaşırtan bir yazı gördüm;

‘Ben bu kitabi severek okudum. Ve bitirdiğim yerde bırakıyorum. Sizin de seveceğinize eminim. Severseniz okuyun, sevmezseniz aynen bulduğunuz yerde bırakın. Okursanız, numara verdikten sonra sizde olduğunuz yerde bırakın lütfen… 03 / 2005 Türkbükü…’

03: Üçüncü kişinin bu kitabi bıraktığını belirtiyormuş… Diğer iki kişiden biri İstanbul’da bırakmış, diğeri ise Bodrum’da bırakmış… Ben aldım kitabi İstanbul’a geldim ve hala okuyorum.

Bitirince ben de ’04’ ve nerede okumuşsam yazıp bırakacağım. Meğerse bu yeni adetmiş… Özellikle Londra’da çok yaygınmış. Parklarda bırakıyorlarmış okudukları kitapları insanlar. Londra’da bırakılan bir kitap Kuzey İrlanda’dan çıkmış… Bakalım benim bırakacağım kitap nereden çıkacak?

Amaçları tüm dünyayı bir kütüphaneye çevirmek! Kitaba bir etiket alınıyor, sisteme kitapla ilgili bir takım giriliyor, bu etiket üzerinde ise bulana kitabin BookCrossing eylemi içersinde bırakıldığı, eğer ulaşım imkânı var ise sisteme bulunma ile ilgili ve eğer el değiştirecekse bir sonra bırakılacağı durak… vs ile ilgili bilgiler veriliyor. Bu sayede kitabınizı takip edebiliyorsunuz.

Elinizdeki kitabı bulduğunuz ilk noktaya bırakmadan önce sitesini incelemenizi tavsiye ederim. Siteye girince 2,5 milyon kitabin hala dolaşmakta olduğunu göreceksiniz.

http://www.bookcrossing.com/

Cafe’de, otel lobisinde, sinema’da kitap bulursanız, şaşırmayın hemen içine bakın, ‘book crossing’ olabilir..

 

Kaynak: Türk Kütüphanecileri Tartışma Listesi
Share

Dünya Belleği Konferansı raporu

 Dijital Çağda Dünya Belleği: Dijitalleştirme ve Koruma Konferansı

26-28 Eylül 2012, Vancouver, Kanada

(UNESCO Türkiye Millî Komisyonu İçin Rapor)

 http://yunus.hacettepe.edu.tr/~tonta/yayinlar/unesco-memory-of-the-world-conference-report.pdf

 

Share
Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri:
Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı

Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı’nın 35. oturumunda onaylanmıştır.

İçinde yaşadığımız toplum kültürel olarak her geçen gün çeşitlenmektedir. Dünyada 6 binden fazla farklı dil konuşulmaktadır. Uluslararası göç oranları her yıl artmakta ve çok sayıda kişi birleşik kimlikler kazanmaktadır. Küreselleşme, göç artışları, hızlı iletişim, ulaşım kolaylığı ve 21. yüzyılın beraberinde getirdiği etkenler bir çok ülkenin nüfusunda kültürel çeşitliliği artırmıştır. Öyle ki önceleri kültürel çeşitliliğe sahip olmayan ülkelerin nüfusları dahi giderek çok kültürlü bir yapı kazanmaya başlamıştır.

“Kültürel çeşitlilik” ya da “çok kültürlülük” farklı kültürlerin uyum içinde birarada yaşaması anlamına gelmektedir. Bu kapsamda “kültür; bir gruba ya da topluluğa ait farklı düşünsel, maddesel, ruhani ve duygusal özellikleri temsil etmekte aynı zamanda sanat, edebiyat, yaşam tarzı, değerler sistemi, gelenekleri ve inançları içermektedir”. Kültür farklılığı ya da çok kültürlülük küreselleşen dünyamızda ve yerel kültürümüzde bizi birarada tutan yapıtaşıdır.

Devamı için lütfen tıklayınız:
http://www.ifla.org/files/library-services-to-multicultural-populations/publications/multicultural_library_manifesto-tr.pdf

 

Share

Dijital Dünyada Kültürel Mirasın Yönetimi ve InterPARES 3 Projesi

Dijital Dünyada Kültürel Mirasın Yönetimi ve InterPARES 3 Projesi
Uluslararası Sempozyum

Türk Kütüphaneciler Derneği İstanbul Şubesi tarafından, InterPARES Projesi Türkiye direktörü Doç. Dr. Özgür Külcü ve SALT‘ın katkılarıyla hazırlanan “Dijital Dünyada Kültürel Mirasın Yönetimi ve InterPARES3 Projesi Uluslararası Sempozyumu” 10-11 Mayıs 2012 tarihleri arasında SALT Galata ev sahipliğinde gerçekleştirildi.
http://www.istanbulkutuphaneci.org/interpares3

SUNU:

Share

Kamusal Bilgi Alanı Manifestosu

Kamusal Bilgi Alanı Manifestosu, Avrupa Kamusal Bilgi Alanı Tematik Ağı COMMUNIA bağlamında hazırlanmıştır.

Kitap, yalnızca bir kitap olarak yazara aittir, ama düşünce olarak –kelimeler o kadar engin değildir- insanlığa aittir. Bütün zihinler bunda söz sahibidir. Eğer yazarın hakkı ve insan ruhunun hakkı olmak üzere iki haktan biri feda edilecek olsaydı, yazarın hakkının feda edilmesi gerekirdi, çünkü bizim tek önceliğimiz halkın çıkarıdır ve halkın çıkarı her şeyden önce gelmelidir.
         (Victor Hugo, Discours d’ouverture du Congrès littéraire international de 1878, 1878) 

 Kamusal Bilgi Alanı Manifestosu

Bağlantılar
http://communia-project.eu/final-report/
http://www.communia-association.org/wp-content/uploads/the_digital_public_domain.pdf

Share

Gazete Arşivleri

Bu gün ülkemizde çıkan günlük gazeteler tamamen bilgisayar ortamında hazırlandıkları için arşivlenmesi ve bu arşivin de erişimi, kullanımı hızlı ve kolay.

Osmanlı döneminde yayınlanmış gazeteler muhtelif kurumların gayretleri ile dijitalleştirilmiş ve toplu olmasa da bir şekilde erişilebiliyor. Ayrıca, 1923’den sonra çıkan gazetelerin bir kısmı harf devrimine kadar eski harfli Türkçe olarak yayınlanmaya devam etmiştir.

Gazetelerin arşivlerini incelemek İstanbul Atatürk Kitaplığında mümkün. Ancak Basın Müzesinde de bulunan gazete arşivlerini incelemek Atatürk Kitaplığı’nda olduğu kadar rahat değil.

Bazı gazeteler arşivlerinin bilimsel değerinin bilinci ve geleceğe duydukları sorumluluk duygusu ile kağıt ortamda bulunan eski sayılarını dijital ortama aktarmış ve indeksleyerek erişim ve kullanım kolaylığı sağlamışlardır.

Benim tespit edebildiğim ve kullandığım bu gün yayın hayatına devam eden üç büyük gazetenin arşiv durumu aşağıdadır:

Milliyet Gazetesi: 3 Mayıs 1950 ile 30 Haziran 2004 arası gazeteler dijitalleştirilmiş ve indekslenmiş durumda.
Araştırmaya üyelik sistemi ile ücretsiz olarak açık.

Cumhuriyet Gazetesi: 1930’dan bu yana olan arşivi, dijitalleştirilmiş ve indekslenmiş.
Araştırmaya muhtelif ücret seçenekleri ile açık.

Hürriyet Gazetesinin webte kullanılabilen arşivi 02 Kasım 1997 tarihinden itibaren başlıyor.  02 Kasım 2012 tarihinden bu yana muhtelif kelimeler üreterek arama yapılabiliyor.
Bunun  dışında Hürriyet Gazetesinin de eski sayılarını dijital ortama aktardığı konusunda bilgi var, ancak kullanıma açık değil. Halen doğum günlerinize ait sayıyı ücreti karşılığında isteyebiliyorsunuz.Hürriyet Gazetesi’nin nüshalarına İBB Atatürk Kitaplığı‘nda erişmek mümkün.

Congre Kütüphanesini (Library of Congress) incelediğimizde, tüm eyaletlerde 1836 yılından itibaren yayınlanan tüm gazeteleri bir program dahilinde dijitalleştirmeye başlamış ve devam ediyor. Dijital ortama aktarılanlar ise internet üzerinde araştırmaya açık. Hatta bir kısım gazetelerimizi indekslemişler. Resmi Gazete’mizi mikrofilme almışlar.

Ulusal boyutta yayınlanan gazetelerimizin bir proje ile dijitalleştirilip bilim insanlarının istifadesine sunulması geç kalmış bir durumdur ve hemen hayata geçirilmesi gerekir.

Anadolu’nun muhtelif il ve ilçelerinde yayımlanmış bir çok mahalli gazete bulunmaktadır. Bu gazete koleksiyonları maalesef çok sağlıklı arşivlenmemiş ve yayınlanmış yüm nüshalarına erişmek mümkün olamamaktadır. Mahali gazetelerinvar olan nüshalarına Beyazıt Devlet Kütüphanesi, TBMM Arşivi, İBB Atatürk Kitaplığı’nda bulunabilir.

Gerek günümüz ve gerekse Osmanlı dönemine ait bazı gazete ve süreli yayınları muhtelif kütüphanelerde bulmak mümkün. Bunların bir kısmının kataloğu, bir kısmının listesi bulunmaktadır.

Dünyadan örnekler:

 Avustralya (Trove ): Trove’u, bir bilgi hazinesinin açık kaynak kodlu hali olarak düşünebilirsiniz. Sitede uzun gazete ‘başlıkları’ arasından biri seçip bilgi alabiliyor, şehre göre bile filtreleme yapabiliyorsunuz. http://trove.nla.gov.au/newspaper

Times Machine – The New York Times: ‘Times Machine’, size New York Times’ın 17 Eylül 1851’deki ilk sayısından 30 Aralık 1922’ye tüm gazeteleri sunuyor. Tarih aralığı sınırlı da olsa, örneğin Birinci Dünya Savaşı dönemini kapsadığını düşündüğümüzde önemli bilgiler sunuyor. http://timesmachine.nytimes.com/browser

Chronicling America: Kongre Kütüphanesi tarafından tutulan bu dev arşivde 23 Amerikan eyaletine ait gazete arşivlerine göz atabiliyorsunuz. Projenin amacı, 1836’dan 1922’ye dek ABD’nin tüm eyaletlerinde yayınlanmış gazeteleri dijital ortama geçirmek. Sitede 1690’dan bu yana ABD’de yayınlanan gazetelerde yer alan bilgileri listeleyen bir dizin de mevcut. http://chroniclingamerica.loc.gov/

HistoryBuff: Bu site, eski gazetelerin arşivlerini sağlamak yerine, son 400 yılda Amerikan tarihindeki önemli olaylar hakkında seçilmiş bir koleksiyon sunuyor. Site, gazetelerin ilk zamanlarında haberleri nasıl yayınladığını görmek isteyen öğrenci ve öğretmenler için hazırlanmış. Seçilen gazeteleter, 1700 ile 2004 yılları arasındaki dönemi kapsıyor. http://historybuff.com/

The Newspaper Genealogy Archives: Sitenin kapsadığı haber sayısı sınırlı, ancak ABD, İngiltere, İskoçya, İrlanda ve Avusturya gazetelerinin de dahil edilmesiyle geniş bir arşiv sunuyor. Site, soy ve tarihi bilgi araştırmaları için tasarlanmış. Arşivler, 18. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar olan haberleri kapsıyor. Haberler, evrensel önemi olan olaylardan çok doğum, ölüm, şirket dizilişleri gibi kişisel duyuruları içeriyor. http://theoldentimes.com/archives.html

Google Archive Search: Tarihi haberleri aramak için Google News Archive’i deneyebilirsiniz. Haber arşivi, otomatik olarak bir zaman çizgisi oluşturabiliyor ve bu haber çizgilerini farketmede oldukça faydalı oluyor. http://news.google.com/news/advanced_news_search?as_drrb=a

(Kaynak: http://www.chip.com.tr/galeri/gazete-arsivlerini-okuyabileceginiz-6-site_2123_2.html)
Share
Ulusal Bilgi Merkezi Modeli

Dağınık haldeki bilgi kaynakları!: ULUSAL BELLEK MERKEZİ

Dağınık haldeki bilgi kaynakları!: ULUSAL BELLEK MERKEZİ

Ülkemizdeki genel bilgi kaynaklarına/araştırma merkezlerine baktığımızda durum hiç iç açıcı değil. Hemen hemen tamamı birbirinden kopuk ve çoğu da habersiz arşiv ve kütüphanelerimiz araştırıcılar için benzer imkânları sunmak için benzer yatırımları yapmakta.

Ülkemizde bulunan belli başlı araştırma kurumları:

Yukarıdaki listede en çok bilinen arşiv ve kütüphaneler belirtilmiş bulunmaktadır.

Araştırma yapan her derecedeki bilim insanları ilgisine göre, farklı kentlerde bulunan bu araştırma kurumlarından en az birinde çalışma yapmak durumundadır.  Bu Kurumlardan bir kısmının araştırmaya yönelik teknik alt yapısı bulunmamaktadır. Var olanlar ise ya yetersizdir ya da sürekli hizmet verme konusunda sorunlar yaşanmaktadır.

Halbuki günümüz bilgi ve iletişim teknolojileri tüm bu merkezlerin ortak veritabanından hizmet verecek düzeydedir. Aslında herkesin arzu ettiği bu tip bir hizmet her nedense bir türlü hayata geçirilememiştir. Bazı araştırma kurumları kataloglarını yeni yeni bilgisayar ortamına aktarmış olup yararlanılabilir durumda değildir.

Umut verici olan gelişmelerden biri üniversite kütüphanelerinin to-kat (Ulusal Toplu Katalog-http://www.toplukatalog.gov.tr) altında birleşme çabaları ile Mill’i Saraylar Dolmabahçe Sarayı Müzesi Arşivindeki arşiv malzemesinin olması gereken yere, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne (Osmanlı Arşivi) devridir. Ayrıca iki yıl önce Türkiyedeki yazma eserleri tek çatı altında toplama amacıyla kurulan Türkiye Yazma Eser Kurumu (http://www.yazmalar.gov.tr) bu yönde atılmış ciddi bir adımdır.

Her kurumun ayrı ayrı teknik yatırım yapması yerine ortak projeler geliştirerek Ulusal Bellek Merkezinin kurulmasının önü açılmalıdır.

Araştırıcılara bilgi kaynaklarına kesintisiz ve kolay erişim imkânı sağlanmalıdır. Bu sayede araştırmalarını mekan ve zamandan bağımsız sürdürmeleri mümkün olabilecektir.

Aslında araştırıcıların tüm bu araştırma kurumlarına gitmelerine de gerek yoktur. Okullarından, evlerinden kısaca bulundukları yerden araştırma inceleme işlemlerini yapabilmeli ve gerektiğinde de kopya alabilmelidirler.

Teknolojinin küresel bir köy haline getirdiği günümüzde, Ülkemizin ve dünyanın her yerinden her tür araştırıcının ve bilim insanlarının daha sağlıklı ve daha nitelikli “bilgi” üretmeleri için güçlü bir adım gerekiyor.

Kurumsal tekelin önüne geçmeliyiz. Kişisel çabalar yerine benzerlerini örnek alarak Kurumlar ortak sinerji oluşturmalılar.

Ulusal Bellek Merkeziiçin önerimi 21-23 Kasım 2012 tarihleri arasında İstanbul’da yapılan Osmanlı Coğrafyası Kültürel Arşiv Mirasının Yönetimi ve Tapu Arşivlerinin Rolü Uluslararası Kongresi‘nde sundum.

Share