100yil

100. Yılında I. Dünya Savaşı Belgeleri

1dunyasavasi

Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü 19-21 Mart 2015 tarihleri arasında “100. Yılında I. Dünya Savaşı Belgeleri” temalı bir etkinlik düzenlemişti.

Etkinliğin duyuru metninde :

“68 ülkenin milli arşivinde görev yapan 125 üst düzey yetkili katılacak. 48 ülkeden 52 sunumun yer alacağı bilimsel programın yanı sıra etkinlik kapsamında düzenlenecek sergide, 42 ülkenin milli arşivinden gönderilen ve ülkemiz arşivlerinden seçilen 121 belge ve fotoğraf yer alacak. Sempozyum ve sergi etkinliğine katılanlar ayrı ayrı değerlendirildiğinde uluslararası etkinliğe toplam 72 ülke katkı sağlamış olacak.” deniliyor.

Duyuru metninde bile Türk Arşiv ve Arşivcilerinden bahsedilmiyor.

Görüştüğüm Kurumun en üst düzey ve daha alt kademe yöneticileri “bu bir arşivcilik etkinliği değildir” diyordu. Aynı insanlar bu etkinliğin “bir tarihçi etkinliği olmadığını“da söylüyordu.

Garip;

  1. Etkinlik Devlet Arşivleri tarafından düzenleniyor,
  2. Etkinliği dünya devletlerinden 125 arşivci katılıyor,
  3. Etkinliğe bazı seçilmiş Türk arşivleri ve tepe yöneticileri katılıyor,
  4. Sergide arşiv malzemeleri sergileniyor,
  5. Kimseye duyurulmayan sempozyuma da  sadece davetli arşivciler katılıyor.

ve hala bu etkinlik “arşivcilik”, “tarih” konulu bir etkinlik değil deniyor.

Acaba bu etkinlik hedef kitle olarak çok farklı bilim dalına mensup bilim insanlarını mı öngörüyordu?

İnsan merak ediyor:

  1. Türkiye’de çok önemli arşiv kurumları var ve bu Kurumlarda çok nitelikli arşivist varken neden hiç aranmadı ve davet edilmediler?
  2. Türkiye’de 17 Üniversitede “bilgi-belge bölümü” varken neden hiç birine haber verilmedi,
  3. Uluslarası Arşiv Konseyi’nin çiçeği burnunda yeni genel sekreteri David Fricker (aynı zamanda Avustralya Milli Arşiv Genel Müdürü) bu etkinliğe etkin olarak katıldığı halde bu duyuru ne ICA’nın “www.ica.orgweb sitesinde yayımlanmadı ve ICA sekreteryasının da haberi yok ve ne de Avustralya Milli Arşivinin web sitesinde bir duyuru ve haber olarak yer almamış.
  4. Kendi personelinin de son birkaç günde haberdar olduğu bu etkinlikteki bu gizlilik/kapalılık niye?
  5. Neden ülkeler son 3-4 ay içinde davet usulü ile toplanıldı da etkinliğin amacına uygun bilimsel usule uygun genel bir duyuru ile toplanılmadı?
  6. Türkiye’deki arşiv ve arşivcilerden böyle bir etkinlik niye kaçırılır?

Olayı daha sonra bazı yazışmalarla anladık: Adamların aklına 5-6 ay önce alelacele bir etkinlik düzenlemek gelmiş, yazışmalar yapılmış, davetlilerin otel ve yol paraları verilmiş, bazılarından da rica ile birer sunu istenmiş.

Etkinliği daha da popüler hale getirmek için Cumhurbaşkanı davet edilmiş!

Sunuların aceleyle yapıldığı belliydi ve bazıları hariç pek te doyurucu değildi.

Çok daha güzel bi etkinlik olabilirdi. Tema çok güzeldi.

İstanbul temalı logo etkinliğin amacını anlatmaktan çok uzak.

Ama maalesef o etkinlikte ülkemizden olması gereken bilim insanları yoktu

Yine de Devlet Arşivlerinden bir etkinlik görmek çok ta kötü değildi.

Umarım ICA’nın Mart ayı bülteni için bir metin hazırlayıp gönderirler.

Son olarak kapalı bir şekilde yapılan bu etkinlik kaç paraya mal oldu diye düşünmeden edemiyorum…

Umarım konuşmaları yayınlarlar.

Uluslararası Arşivler Günü / International Archives Day 2015

Uluslararası Arşiv Günü 2015 kutlamalarına Katılmanızı ve Arşivinizi Desteklemenizi Bekliyoruz!

9 Haziran 2015 günü dünyadaki tüm arşivciler olarak mesleğimizin önemini vurgulamak ve başarılarımızı kutlamak için bir araya geliyoruz.

Kurumsal arşiv biriminizdeki bir koleksiyondan herhangi bir belge görüntüsü ile görüntü hakkında kısa bilgi bizimle paylaşmanızı bekliyoruz. Arşivinize ait kurumsal bilgileri ve web sitesi adresini de ekleyebilirsiniz.

Ayrıca dünyadaki tüm meslektaşlarınızın Arşiv Gününü kutlamak için Türkçe yazacağınız bir mesajı da iletmeniz bizleri çok mutlu edecektir.

Uluslararası Arşiv Konseyi’nin yerel ve bölgesel birimleri tarafından sizlerden gelecek tüm belgeleri ve mesajları yayınlamak için oldukça hoş bir web sitesi hazırladı.

2014’te yapılan kutlamaları görmek için www.internationalarchivesday.org web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Bu site 2014 Haziran ayında 15875 ziyaretçi tarafından ziyaret edilerek 1566845 hit aldı.

2015 yılı Uluslararası Arşivler Günü kutlamalarının, desteklerinizle daha da büyüyeceğini ve çok daha anlamlı olacağını ümit ederiz. Arşivinizden bir belgeyi ve mesajınızı bekliyoruz.

Katılmak için, arşivinizden seçtiğiniz (mak. 800×800 px) jpeg formatında görüntüyü, kendi dilinizde kısa bir tanım ve dilerseniz bir kutlama mesajıyla birlikte 30 Marta kadar aşağıdaki e-posta adresine yollayabilirsiniz.

m.langelaar@rotterdam.nl

2014’te kutlamalara destek verdiyseniz 2015 için de tekrarlayabilirsiniz.?

Facebook sayfamız:
https://www.facebook.com/pages/ICA-Section-Local-Municipal-and-Territorial-Archives/183455228363014

Twitter’da bizi takip edebilirsiniz:
@ICArchiv
#IAD15

Meslektaşlarımızdan arşiv hazinelerini paylaşmalarını sabırsızlıkla bekliyoruz.

Uluslararası Arşivler Günü kutlu olsun.

Uluslararası Arşivler Günü-2014

09 Haziran Uluslararası Arşivler Günü

Uluslararası Arşivler Günü-2014

Uluslararası Arşivler Günü-2014

9 Haziran 2014 Uluslararası Arşivler Günü kutlu olsun

 

Oldukça zengin arşiv kaynaklarına sahip olmamıza rağmen bu kaynakların bir çoğu hala dağınık vaziyette bulunuyor.

Ülkemizde maalesef hala “Millî Arşiv Kanunu” çıkarılabilmiş değil.

Ve hala 8 Kasım “Arşivcilik Günü” olarak gayri resmi bir şekilde bir avuç gayretli meslektaşlarımız tarafından kutlanabilmekte.

Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Uluslararası Arşiv Konseyi (ICA: International Council on Archives) üyesi ve hala resmi olarak kuruluş yıl dönümünü kutlamıyor.

Üye ülkeler ulusal arşivcilik günü kutlamalarının dışında artık Uluslararası Arşivler Günü kutlamalarını yapıyor ve çok güzel etkinlikler düzenliyor.

Aşağıdaki bağlantılarda kutlamalarla ilgili bilgiler bulunuyor.

http://www.internationalarchivesday.org/wordpress

http://www.ica.org/15645/international-archives-day/the-international-archives-day-in-2014.html

 

TÜM MESLEKTAŞLARIMIZIN ULUSLARARASI ARŞİVLER GÜNÜNÜ KUTLARIM.

logokucuk

Hastanelerin Çocuk Bölümlerine “KORİDOR KÜTÜPHANESi” kuruluyor

OKUL KÜTÜPHANECİLERİ DERNEĞİNİN ÇOK ÖNEMLİ PROJESİ

Hastanelerin Çocuk Bölümlerine “KORİDOR KÜTÜPHANESi” kuruluyor!

Sevgimiz, kitaplarımız çocuklara umut olacak.

14 Şubat Uluslararası Kitap Değişim Günü’nü
14 Şubat KütüphaneSeverler Günü’nü,
14 Şubat Dünya Öykü Günü’nü,
14 Şubat Sevgililer Günü’nü,
15 Şubat Dünya Çocukluk Çağı Kanser Günü’nü, BİRLEŞTİRİYORUZ!

Hastanede uzun süreli kalan çocuklarımıza KORİDOR KÜTÜPHANESİ kuruyoruz.
14 ve 15 Şubat günlerini sizlerinde desteği ile daha da anlamlı kılacağız.
Nasıl mı? Hastanelerin Çocuk Bölümlerinde uzun süre yatan hasta çocuklar ve
aileleri için “Koridor Kütüphanesi” kuruyoruz.
Hayata Renk Ver Derneği ve Okul Kütüphanecileri Derneği işbirliği ile
yapılan “Koridor Kütüphanesi”ni 15 Şubat 2014 günü, Ümraniye Eğitim Araştıma Hastanesi Çocuk Bölümü koridoruna kuruyoruz.
Koridor Kütüphanesi kurulacak hastanelerde çocuklarla söyleşi-okuma-atölye
yapacak yazar-çizer dostlara şimdiden teşekkürler.

50. KÜTÜPHANE HAFTASI ANISINA KORİDOR KÜTÜPHANELERİ ÇOĞALACAK…

Hayata Renk ve Derneği ve Okul Kütüphanecileri Derneği işbirliğinde, yazar,
yayıncı, kitapçı, öğretmen ve kütüphanecilerin desteği ile 50. Kütüphane Haftası’na kadar
birçok hastanenin çocuk bölümünde “Koridor Kütüphanesi” kurmuş olacağız.

Kütüphane Haftasının 50. yılı anısına 2014 yılı sonuna kadar “Koridor Kütüphaleri” çoğalacak.

Nedir Koridor Kütüphanesi?

Çocuk Servislerinde tedavisi devam eden çocuk ve ebeveynlerin
faydalanabilmesi için 150-200 kitap kapasiteli açık bir kitaplık oluşturmayı ve bu kitaplığa düzenli olarak takviye kitap sağlamayı amaçlayan projenin ilk kitaplığı İstanbul Üniversitesi, İstanbul Çapa Tıp Fakültesinde kuruldu.

Çocukların hayatını renklendirmeyi, kitapların büyülü dünyalarından faydalanarak hastane
ortamını bir nebze olsun yumuşatmayı, kitap amaçlayan Koridor Kütüphanemizde kitapların yaş aralığı çocuklar ve refakatçi ebeveynler için geniş tutulmaktadır. İyi durumda, temiz, konu olarakmotive eden, umut veren, keyifli kitaplar tercih edilmektedir.
Kitap ihtiyacımız sürekli olup kitap bağışçısı olmak isterseniz lütfen bize ulaşın.
Kitaplarınızı göndereceğiniz adres:

STUDIO OFFICES İŞ MERKEZI BAĞDAT CADDESI İSTASYON YOLU SK. NO 3 ALTINTEPE / BOSTANCI / TELEFON: 0216 706 12 50
ÖZEL ve ACİL NOT: Bağış kitapların hijyenini sağlamak için Kitap Temizleme Cihazi ihtiyacımız bulunmaktadır.

Ayrıntılı Bilgi için:
Aydın İleri
Okul Kütüphanecileri Derneği Başkanı
0535 896 53 36
iletisim@okd.org.tr
http://www.okd.org.tr

 

logo

BookCrossing (Kitap gezdirme)

logo

Çok güzel ve paylaşımcı bir düşünce.

*Book Crossing*

Amerika’da yeni bir moda çıkmış: Birtakım meçhul kişiler, kamuya acık yerlere birtakım kitaplar bırakıyorlarmış. Diyelim bir parka gidip bir banka oturuyorsun, bankta bir kitapla karşılaşıyorsun. Mahallede yasayan birçok kadının ortaklasa kullandığı ‘çamaşır yıkama merkezine’ gidiyorsun, makinelerden birinin üstünde bir kitap. Trene biniyorsun, aa, koltuğunda bir kitap bulunuyor. ‘Marketten’ alışveriş ederken elini atıyorsun, birisi bisküvi paketleriyle cips paketlerinin arasına bir kitap yerleştirmiş. Telefon kulübesine giriyorsun, telefonun yanında bir kitap… Define bulmak gibi! Roman, şiir, öykü, deneme, artık bahtına ne çıkarsa…

Bu moda İtalya’da ve Fransa’da da yayılmakta. Kitabı bırakan kişi kimliğini gizli tutuyor,

Kitabin parasını da helal ediyor. Tek ricası var, siz de okuduktan sonra buna benzer bir yere bırakın da başkaları da yararlansınlar. Fakat bunu başlatan kişi belli: Ron Hornbaker adında, Missouri eyaletinden bir bilgisayarcı.

Bu olaya ‘*BookCrossing*’ deniyormuş. ‘Kitap gezdirme’ diye mi tercüme edelim… Fransa’ da böyle ‘crossing’ yapan dokuz bin kişi varmış daha şimdiden, ortalıkta dolasan serseri kitap sayısı da on bini geçmiş…

Bu nedir biliyor musunuz arkadaşlar? Bu bir çeşit ‘okuma ve okutma kampanyasıdır’. Paylaşmaktır. Ve başlı başına bir projedir.

Londra’daki uygulama Türkbükü’nde de başlamış!

Türkbükü’nde plajdayım. Bir baktım, yattığım yerde bir kitap var… Adı,’Yıldızlı, yağmurlu geceler’… ‘Ah, biri unutmuş’ derken, kapağını açıp içine bakmak istedim ve beni şaşırtan bir yazı gördüm;

‘Ben bu kitabi severek okudum. Ve bitirdiğim yerde bırakıyorum. Sizin de seveceğinize eminim. Severseniz okuyun, sevmezseniz aynen bulduğunuz yerde bırakın. Okursanız, numara verdikten sonra sizde olduğunuz yerde bırakın lütfen… 03 / 2005 Türkbükü…’

03: Üçüncü kişinin bu kitabi bıraktığını belirtiyormuş… Diğer iki kişiden biri İstanbul’da bırakmış, diğeri ise Bodrum’da bırakmış… Ben aldım kitabi İstanbul’a geldim ve hala okuyorum.

Bitirince ben de ’04’ ve nerede okumuşsam yazıp bırakacağım. Meğerse bu yeni adetmiş… Özellikle Londra’da çok yaygınmış. Parklarda bırakıyorlarmış okudukları kitapları insanlar. Londra’da bırakılan bir kitap Kuzey İrlanda’dan çıkmış… Bakalım benim bırakacağım kitap nereden çıkacak?

Amaçları tüm dünyayı bir kütüphaneye çevirmek! Kitaba bir etiket alınıyor, sisteme kitapla ilgili bir takım giriliyor, bu etiket üzerinde ise bulana kitabin BookCrossing eylemi içersinde bırakıldığı, eğer ulaşım imkânı var ise sisteme bulunma ile ilgili ve eğer el değiştirecekse bir sonra bırakılacağı durak… vs ile ilgili bilgiler veriliyor. Bu sayede kitabınizı takip edebiliyorsunuz.

Elinizdeki kitabı bulduğunuz ilk noktaya bırakmadan önce sitesini incelemenizi tavsiye ederim. Siteye girince 2,5 milyon kitabin hala dolaşmakta olduğunu göreceksiniz.

http://www.bookcrossing.com/

Cafe’de, otel lobisinde, sinema’da kitap bulursanız, şaşırmayın hemen içine bakın, ‘book crossing’ olabilir..

 

Kaynak: Türk Kütüphanecileri Tartışma Listesi
aa

“Arşiv Emektarlarına Armağan” Tanıtım Yazısı

Arşiv Emektarlarına ArmağanNazmi EROĞLU
Osmanlı Arşivi, Araştırmacı

Arşiv Emektarlarına Armağan,

Hazırlayanlar: Nizamettin Oğuz-İshak Keskin, İstanbul: Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları, 2013, 466 sayfa.

Arşivciliği memuriyetin ötesinde millî bir bilinçle icra eden ve hayatını bu uğurda adeta vakfeden–deyim yerindeyse- fikir emekçilerinin hatırlanması, onların gayretleri ve yaptıkları işin takdir edilmesi vefa duygusuna işaret etmektedir. Vefa duygusu ise samimiyet ile ihlasa bağlı bir keyfiyettir ve riya kaldırmaz. Şöhret merdivenlerini tırmanmadan, işini sadece vazife duygusu içinde hakkıyla yapan ve ülkesine sesiz sedasız büyük yararlılıklar sağlayan insanlar –siyasî tarafgirlik gibi saikler olmadığından- nadiren hatırlanır. Üniversitelerde emektar hocalara çoğunlukla talebeleri tarafından bir eserin ithaf edilmesi bir an‘ane haline gelmiştir. Fakat adları, sanları pek duyulmamış, sadece erbabı tarafından bilinen arşivcilere ilmî bir eserin ithaf edilmesi ve bu ibarenin kitaba isim olarak konulması hayli değerli ve anlamlıdır. Ancak, Arşiv Emektarlarına Armağan başlığı, arşiv çalışanlarının -pek akla gelmeyen- gayretleri ve yorgunlukları düşünüldüğünde biraz da hüzünlü bir mukadderatı çağrıştıran ifade gibi duruyor.

Osmanlı Arşivi’nde vazife yapmanın bir uzmanlık işi olduğu-yıllar içinde birçok arkadaşımız binlerce belgeyi mütalaa ederek büyük bir birikime sahip olduğu- veya arşivciliğin bilgi ve birikim gerektirdiği pek bilinmez. Buna arşivciler olarak çoğu kere şahit olmuşuzdur. Bundan dolayı, mesleki sorunlarımızla ilgili yetkililerle yapılan bazı görüşmelerde sukut-ı hayalle karşılaşılmıştır. Zira, yetkililer tarafından genellikle herhangi bir kurum arşivlerinde çalışan memurlarla, arşiv uzmanlarının karıştırıldığı görülmüştür. Hatta,-yaklaşık on dört yıl kadar önce- bir yetkiliyle arşivin hem kurumsal, hem çalışanların sorunları görüşülürken “Osmanlı Arşivi’ndeki evrakın büyük bir salona sığıp sığmayacağına” dair arkadaşlarımıza bir sual yönetilebilmiştir. Bu sual, bilgisizlik sonucu ise vahimdir; yapılan işi hafife almaktan ve “siz de kendinizi bir şey mi sanıyorsunuz” gibi bir tutumdan kaynaklanıyorsa daha kötü bir anlayışı akla getirmektedir. Nitekim, bu anlayış devam edegelmiş ve nihayet 2013 tarihi gibi geç bir dönemde eksikliklerine rağmen özlük hakları ve personelin statüsü konusunda bir adım atılabilmiştir.

Bu gelişmeleri yakından bilen ve uzun süre Osmanlı Arşivi’nde idarecilik görevinde bulunarak emekli olan Nizamettin Oğuz ve İstanbul Üniversitesi Bilgi Belge Yönetimi bölümü akademisyenlerinden Doç. Dr. İshak Keskin beylerin editörlüğünü yaptığı Arşiv Emektarlarına Armağan adlı eser, birçok tarihçi, akademisyen ve yazar tarafından kaleme alınan makalelerden oluşmaktadır. Burada yer alan makalelerde ağırlıklı olarak arşivcilikle ilgili kapsayıcı konulara değinilmiştir. Tarihî bilgiler ve belgelerin düzenlenmesi, arşivlerin yönetimi, teşkilatlanması ve sorunların giderilmesi gibi hususlar dile getirilmiştir.

Esasında böyle bir eserin kritiği uzun bir yazının konusudur. Zira, makalelerin ekseriyeti adeta bir kitabın özeti, bir tezin konusu mahiyetinde olduğundan, her birini ayrı ayrı ele alarak üzerlerinde fikir yürütmek icap etmektedir. Bu da uzun bir yazının konusudur. Bundan dolayı kitabın muhtevasını kaydederek ve önemine işaret ederek yazımızı sınırlandırmış bulunuyoruz.

Otuz üç makaleden müteşekkil eser şu konuları ihtiva etmektedir:

1-Türkiye’de Özelleştirilen Kurumlara Yönelik Arşiv Politikaları (Dündar Alikılıç), 2-Bilgi Hizmetlerinin Gelişimi ve Ankara Üniversitesi (Doğan Atılgan), 3-XVI. Yüzyıl Divan-ı Hümayun Ruus Defterleri (Bilgin Aydın), 4-Türkler, Tarih, Savaş ve Meşruiyet (Yahya Başkan), 5-Özel Bir Arşiv İçin Thesaurus Denemesi (Gülben Baydur-Şelale Korkut), 6-Devlet Arşivimiz (İsmet Binark), 7-Bulgaristan’a Okka ile Satılan Arşiv Belgeleri (İsmet Binark), 8-Haydarpaşa Liman ve Rıhtımı İnşası İmtiyazının Bürokratik Yolculuğu (Murat Candemir), 9-A View of Bureaucratic… (Niyazi Çiçek), 10-Bir Macar Arşiv Emektarı ve Tarihçisi, Zoltan David [1923-1996] (Geza David), 11-Türkiye Üniversitelerinde Görme Engelli Öğrencilere Osmanlı Türkçesi Öğretimi: Karşılaşılan Sorunlar ve Çözümlerine Yönelik Atılmış Adımlar (Muhammet Ali Demir-Ali Öztürk), 12-Eski Uygurca Bir Budist Hekaye: Sena UpesesanaHikayesi (Murat Elmalı), 13-Postmodern(istik) Arşiv Bilimi-Bir Bilimin Metodolojisinin Yeniden Düşünülmesi (BerndtFedriksson/Çev. Mehmet Fahri Furat), 14-Arşiv Sergileri ve Planlama Süreci Hakkında Kısa Bir Değerlendirme (Mehmet Fahri Furat-İshak Keskin), 15-Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ve e-Devlet Uygulamalarına Yönelik Faliyetleri (Ceyhan Güler), 16-İstanbul’un İktisadi ve Sosyal Hayatı İçerisinde Bahçekapı Semti’nin Yeri ve Önemi (Süleyman Faruk Göncüoğlu), 17-Şibli’ninSefername-i Rûm u Şâm u Mısr Adlı Yapıtına Göre İstanbul KütüphanelerininDünü ve Bugünü (Mukadder Güneri), 18-Kütüphanelerde Bilgi Yönetimi Stratejilerinin Belirlenmesinde Dijital Melezlerin Etkisi (Asiye Kakırman Yıldız), 19-Bilgi Merkezlerinin Vizyon-Misyon İfadelerinin İncelenmesi (Esra Gökçen Kaygısız), 20-Arşivci Olmak (Hasan S. Keseroğlu), 21-Kutadgu Bilik’de Devlet İşlemlerinin Kayıt Altına Alınması ve Katipler (İshak Keskin), 22-Ontolojik Çalışmalar Kapsamında Elektronik Arşiv Kaynaklarının Tanımlanması ve Üstveri Alanlarının Geliştirilmesi (Özgür Külçü), 23-Zekaî Dede Efendi (Talip Mert), 24-Öğretim Elemanlarının Açık Erişime Karşı Tutumları: Atatürk Üniversitesi Örneği (Hüseyin Odabaşı-Kasım Binici), 25-Fotoğrafik Malzeme: Türkler, Tahribat ve Fiziksel Koruma (Ş. Nihal Somer), 26-The SwedishNationalArchives:… (Burçak Şentürk), 27-Bir CD Koleksiyoncusunun Arşivcilere ve Arşivciliğe Dair Tavsiyeleri (Acar Tanlak), 28-Radyoloji Bölümünde Arşiv Yönetimi (Alptekin Tosun), 29-Bilgi Toplumunda Ekonomi ve Sanal Organizasyonlar (Bekir Tosun), 30-İslam Araştırmaları Merkezi Kütüphanesi Arşiv-Dokümantasyon Koleksiyonu ve Veri Tabanları (Mustafa Birol Ülker), 31-İskenderiye Kütüphanesi (Ayşe Üstün-Işıl İlknur Sert), 32-Araştırma Konusu veya Bitimsiz Folklor (Arnold vanGennep/Çev. Kenan Yıldız) ve 33-Arşivciler ve Kütüphaneciler Tüccar mı? (Murat Yılmaz).

Başlıklarını verdiğimiz makaleler, arşivcilik sahasında kafa yoran uzmanların özgün çalışmalarıdır. Ayrıca değişik konularda farklı bakış açılarıyla meselelere yaklaşıldığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, ileride arşiv sahasında yapılacak araştırma ve incelemelerde kitabın bir referans eseri, sürekli bir başvuru kaynağı olacağı bellidir. Kısaca, arşivcilikle ilgili mevcut birikimlere bir yenisi eklenmiş, bu sahada ufuk açıcı düşünceler serdedilmiştir. Eser, sonuç olarak hem Arşivciliğimize hem de tarihçiliğimize önemli katkılar sağlamıştır. Zira arşivcilik, tarih biliminin altyapı malzemesini hazırlar ve böylece tarih metinlerinin inşasına hizmet eder. Tarih bilimi ise insanlığın tecrübelerini ortaya koyarak geleceği şekillendirir.

Kitapta yer alan bir makaleden şu alıntıyla yazıyı bitiriyorum:

“Tarih, yalnızca ibret değil, aynı zamanda kuvvet devşirilecek bir alandır. Bu nedenle insan tarihte yalnız geçmişini değil geleceğini de arar, geleceğini nasıl ve ne şekilde kuracağını tespit eder, bu kurma eylemine yön verir, amaç tayin eder. Geçmişten hareket ederek geleceğini kurma eyleminin başarısının ilk şartı ise geçmişe ilişkin doğru bilgidir, ancak bu şart yerine getirildikten sonradır ki, geleceğe ilişkin öngörüler sıhhatli olabilir, amaçların gerçekleşmesi sağlanabilir. Öyleyse, kısaca tarih, insan bilincine muhtevasını verir çünkü şuur maziyle kaimdir.”

aa

Arşiv Emektarlarına Armağan

aa

Arşiv Emektarlarına Armağan

Türk arşivciliğine emeği geçenlere…

Uzun geçen bir çalışma döneminden sonra Arşiv Emektarlarımız için hazırladığımız kitap tamamlandı.
Kitap 7 Ekim 2013 tarihinden itibaren ücretsiz olarak öncelikle yazarlarımızdan başlayarak dağıtılacak.
Emeği geçen herkeslere teşekkürler.

Sunuş

Osmanlı Devleti, tarih boyunca kurulan Türk devletleri içinde kurumsallaşma ve idari olarak en fazla gelişme göstermiş Türk devletlerinden biridir. Kurumsallaşmış idari yapının izleri bu devletin kurumları vasıtasıyla kolaylıkla izlenebilir. Bu kurumlardan biri de, 8 Kasım 1846 tarihinde kurulan ve temel fonksiyonu arşiv hizmetlerinin düzenlenmesi olan “Hazine-i Evrak”tır. Kuruluşundan itibaren pek çok meslek mensubunun görev aldığı bu arşiv kurumunun teşekkülüyle birlikte, Osmanlı dönemi arşivcilik anlayışının daha profesyonel ve kurumsal bir kimliğe kavuştuğu söylenebilir.

Hazine-i Evrak, Cumhuriyet’in ilanından sonra değişik isimlerle faaliyet göstermiş ve 1986 yılından itibaren bu günkü isim ve yapısına ulaşarak Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü adını almıştır. Adından hareketle, devlet kurumları tarafından oluşturulan arşivlerin tamamının burada korunduğu düşünülebilirse de, gerek Osmanlı döneminden kalma kurum arşivleri gerekse Cumhuriyet dönemi kamu kurum ve kuruluşlarına ait arşivlerin Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’ne devri, ‑özellikle idari yapının etkisiyle ve arşiv mevzuatıyla verilmiş olan özel müsaadeler gereğince‑ halen mümkün olamamıştır. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, söz konusu nedenle, aynı zamanda Türkiye’ye ait merkezi bir arşiv niteliğine maalesef kavuşamamıştır.

Türk arşivciliğinin bütün yönleriyle değerlendirilmesi, sorunların incelenmesi ve bunlara ilişkin çözümlerin ortaya konulması, hatta kısa, orta ve uzun vadeli stratejilerin belirlenmesi için, ilk kez 1998 yılında “Millî Arşiv Şûrası” toplanmıştır. Şûra, alınan “Millî Arşiv Şûrası en geç dört yılda bir toplanmalıdır.” kararına rağmen, maalesef şimdiye kadar toplanamamıştır. Beklenen o dur ki; Türk arşivlerinin günümüz ihtiyaçlarına uygun olarak bir çatı altında toplanması, yeniden yapılandırılması, gelişen teknolojilere paralel olarak arşiv malzemelerinin sayısallaştırılması ve değerlendirilmesi; arşivcilik eğitim-öğretiminin günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde yönlendirilmesi, mesleki yayın ve toplantı faaliyetlerinin Türkiye’nin ihtiyaçlarına paralel bir şekilde yeniden gözden geçirilmesi, arşiv çalışanlarının özlük ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi gibi çok temel mesleki konuların tartışılacağı Millî Arşiv Şûrası en kısa zamanda yeniden toplanmalı, hatta bu toplantılar -Şûra kararında ifade edildiği üzere- belli aralıklarla tekrarlanmalıdır.

Türkiye’de uzun yıllara dayanan sağlıksız arşiv politikaları, ülkemize ait yukarıda anlatılan sorunları çoğunlukla çözümsüz, çözülmeye çalışılan sorunların ise yetersiz ve bazen de (sorunu) daha da derinleştiren etkiler bırakmıştır. Millî Arşiv Kanunu konusunda cılız ve akamete uğrayan gayretler, personel rejimi konusundaki eksiklikler, ulusal ve uluslararası düzeyde yoğun şekilde ve farklı mesleki konuların incelenmesine imkân tanıyacak mesleki toplantıların yapılmasındaki yetersizlik ve yayın çalışmalarının günümüz dünyasının mesleki birikimini Türkiye’ye kazandırmak yerine daha çok tarihi arşiv kaynaklarının yeniden basılması şeklinde görülen çabalar bunlar arasında zikredilebileceklerin sadece bazılarıdır. Bütün bunlar, gelecek nesillere aktarılması beklenen millî arşiv mirasına ilişkin mesleki sorumluluğun yerine getirilmesinde etkin çalışmaların yapılamamasının önündeki önemli nedenler olarak görülebilir. Yine benzer nedenler, kurumların kendi bünyelerindeki arşiv malzemelerinin yanı sıra bilgi, beceri ve yetenekleri birleştirip çağın ihtiyaçlarına cevap verebilen, geçmiş temelli ve gelecek odaklı tek merkezli arşiv oluşturma imkânını güçleştirmektedir.

Bütün bu olumsuz tabloya rağmen, günümüz şartlarına cevap verebilme kabiliyetine sahip Milli Arşiv Kanunu’nun hazırlanıp yasalaşacağına olan inancımızı muhafaza ediyoruz. Aynı şekilde, personel istihdamı ve yönetim kademesinin oluşturulması konusunda mesleki kaygıların da dikkate alınacağı bir tayin, terfi ve atama politikasının hâkim olacağına inanıyoruz. Mesleki eğitim-öğretim sahasında çalışanların ve bu yönde çaba sarf edenlerin mesleki gelişmeleri iyi takip edip, eğitim-öğretim politikalarına ve müfredatlarına buna bağlı olarak yön vermekte daha gayretli olacaklarını umuyoruz. Hem arşiv kurumları hem eğitim kurumları hem de mesleki dernekler tarafından gerçekleştirilmeye çalışılan yayın ve toplantı faaliyetlerinin -kısmen başarılmış olsa da- her türlü kaygıdan arındırılmış ileri bir politika ile yönetileceği günü hasretle bekliyoruz…

Elinizdeki bu kitap, yukarıda ifadeye çalışılan kaygıların bir parça olsun yürekten hissedilmesiyle ve bunun fiilen paylaşılmasıyla ortaya çıkmıştır. Yine bu kitap, yukarıda bahsedilen her türlü olumsuz şartlara rağmen, arşivciliğe gönül vermiş, elinden gelen fedakârlığı yapmaktan kaçınmamış ve bu yolda bütün ömrünü tüketmiş Bani’lerimizi, artık aramızda olmayan ustalarımızı, meslektaşlarımızı, kısaca yıllarca karşılıksız ve özverili bir şekilde görev yapan “Arşiv Emektarlarımızı” yâd etmek için hazırlanmıştır. Kendilerini rahmet ve minnetle anıyoruz! Bu ustalarımızla oluşan geleneğin sonraki nesillere taşınmasında fedakârca rol alan ve bir çınarın gövdesinde hayat bulan yaprak bütünlüğü içinde hareket eden günümüz arşivcilerine de, aynı şekilde saygılarımızı sunuyoruz…

Kitabın hazırlık aşamasında yapılan duyuruya; üniversite, arşiv ve kütüphanelerimiz ile özel sektörde çalışan ve bir kısmı emeklilik hayatını yaşayan bilim insanı, uzman, yönetici ve çalışan olumlu cevap vermiş, değerli çalışmalarını “Arşiv Emektarları”na ithaf etmişlerdir. Katkılarından dolayı kendilerine şükranlarımızı sunuyoruz.

Muhtevasında konu sınırlamasına gidilmeyen bu armağan kitap; arşivcilik, kütüphanecilik ve tarih konuları başta olmak üzere çeşitli alanlarla ilgili makalelerden oluşmuştur. Önemli görülen çeviri niteliğindeki iki çalışmaya da yer verilerek, muhtevanın zenginleşmesi arzulanmıştır. Bu kitapta yer alan makaleler, yazarların soyadına göre alfabetik olarak sıralanmıştır. Kaynak gösterme ve kaynakça oluşturma gibi ortak olması gereken bazı uygulamalardan nadiren fedakârlık edilmiştir. Özellikle çevirilerin ilk yayım özelliklerinin bozulmasının istenmemesi, bazı durumlarda da yazarların özel isteklerinin geri çevrilememesi nedeniyle standart uygulamalardan zaman zaman uzaklaşılmıştır. Bu nedenle, -genellikle tam aksi dikkat çekse de- dipnot ve kaynak göstermek, hatta kaynakça oluşturmak gibi yazarların kendi özgün düzenlerine bazı durumlarda müdahale edilmemiştir. Kitap içinde yer alan makalelerin çeviri izni ve özgün makalelerdeki bilgi ve kaynak gösterme konularındaki sorumluluklar, eserleri Türkçeye çevirenlere ve makale yazarlarına bırakılmıştır.

Bu armağan kitabının hazırlanmasında en büyük katkıyı sağlayan yazarlara, kitabın basımında maddi destek veren Bordo Doküman Sistemleri Ticaret ve Sanayi A.Ş.’nin sahibi Sayın Mehmet Tekin Haseki’ye, kitabın kapak tasarımını yapan Dr. Mehmet Fahri Furat’a ve kitabın sade bir fikir iken bugüne kadar gelmesinde maddi ve manevi emeği geçen herkese tekrar şükranlarımızı arz ederiz.

 

İstanbul, Eylül 2013

Nizamettin Oğuz – İshak Keskin

Kitapta yer alan ve Arşiv Emektarlarına Armağan edilen makaleler dizini:

Dündar ALİKILIÇ
Türkiye’de Özelleştirilen Kurumlara Yönelik Arşiv Politikaları

Doğan ATILGAN
Bilgi Hizmetlerinin Gelişimi ve Ankara Üniversitesi

Bilgin AYDIN
XVI. Yüzyıl Divan-ı Hümâyun Ruus Defterleri.

Yahya BAŞKAN
Türkler, Tarih, Savaş ve Meşrûiyet

Gülbün BAYDUR – Şelale KORKUT
Özel Bir Arşiv İçin Thesaurus Denemesi

İsmet BİNARK
Devlet Arşivimiz.

İsmet BİNARK
Bulgaristan’a Okka İle Satılan Arşiv Belgeleri

Murat CANDEMİR
Haydarpaşa Liman ve Rıhtımı İnşası İmtiyazının Bürokratik Yolculuğu

Niyazi ÇİÇEK
A View of Bureaucratic Relations in the Transition Period from the Ottoman State to the Republic in Light of the Administrative Acts and Writings of the First Years of the Republic

Géza DÁVID
Bir Macar Arşiv Emektarı ve Tarihçisi, Zoltán Dávid (1923–1996)

Muhammet Ali DEMİR – Ali ÖZTÜRK
Türkiye Üniversitelerinde Görme Engelli Öğrencilere Osmanlı Türkçesi Öğretimi: Karşılaşılan Sorunlar ve Çözümlerine Yönelik Atılmış Adımlar.

Murat ELMALI
Eski Uygurca Bir Budist Hikâye: Sena Upesena Hikâyesi

Berndt FREDRIKSSON / Çev. Mehmet Fahri FURAT
Postmodern(istik) Arşiv Bilimi – Bir Bilimin Metodolojisinin
Yeniden Düşünülmesi

Mehmet Fahri FURAT – İshak KESKİN
Arşiv Sergileri ve Planlama Süreci Hakkında Kısa Bir Değerlendirme

Ceyhan GÜLER
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ve e-Devlet Uygulamalarına
Yönelik Faaliyetleri

Süleyman Faruk GÖNCÜOĞLU
İstanbul’un İktisadi ve Sosyal Hayatı İçerisinde
Bahçekapı Semti’nin Yeri ve Önemi

Mukadder GÜNERİ
Şiblî’nin Sefernâme-i Rûm u Şâm u Mısr Adlı Yapıtına Göre İstanbul Kütüphanelerinin Dünü ve Bugünü

Asiye KAKIRMAN YILDIZ
Kütüphanelerde Bilgi Yönetimi Stratejilerinin Belirlenmesinde
Dijital Melezlerin Etkisi

Esra Gökçen KAYGISIZ
Bilgi Merkezlerinin Vizyon-Misyon İfadelerinin İncelenmesi

Hasan S. KESEROĞLU
Arşivci Olmak

İshak KESKİN
Kutadgu Bilig’de Devlet İşlemlerinin Kayıt Altına Alınması ve Kâtipler

Özgür KÜLCÜ
Ontolojik Çalışmalar Kapsamında Elektronik Arşiv Kaynaklarının Tanımlanması ve Üstveri Alanlarının Geliştirilmesi

Talip MERT
Zekaî Dede Efendi

Hüseyin ODABAŞ – Kasım BİNİCİ
Öğretim Elemanlarının Açık Erişime Karşı Tutumları:
Atatürk Üniversitesi Örneği.

Ş. Nihal SOMER
Fotoğrafik Malzeme: Türler, Tahribat ve Fiziksel Koruma

Burçak ŞENTÜRK
The Swedish National Archives:  From the User Point of View

Acar TANLAK
Bir CD Koleksiyoncusunun Arşivcilere ve  Arşivciliğe Dair Tavsiyeleri

Alptekin TOSUN
Radyoloji Bölümünde Arşiv Yönetimi

Bekir TOSUN
Bilgi Toplumunda Ekonomi ve Sanal Organizasyonlar

Mustafa Birol ÜLKER
İslâm Araştırmaları Merkezi Kütüphanesi  Arşiv-Dokümantasyon Koleksiyonu ve Veri Tabanları

Ayşe ÜSTÜN – Işıl İlknur SERT
İskenderiye Kütüphanesi

Arnold van GENNEP / Çev. Kenan YILDIZ
Araştırma Konusu veya Bitimsiz Folklor

Murat YILMAZ
Arşivciler ve Kütüphaneciler Tüccar mıdır?

Related Images:

Babam

Babam: 06.01.1933 — 29.11.2012

Babam, Secaaddin Oğuz

06.01.1933 — 29.11.2012

 http://www.tasligedik.net/site/news.php?readmore=1032

BULUNDUĞU GÖREVLER

Van Erciş Ernis ilköğretmen Okulu mezun
Van Erciş Ernis İlk Okulu Başöğretmen
Trabzon-Çaykara Koldere Köyü İlk Okulu Başöğretmen
Trabzon ÇaykaraTaşkıran Köyü İlk Okulu Başöğretmen (1958-1962)
Trabzon Çaykara Taşlıgedik Köyü İlk Okulu Başöğretmen (aynı zamanda 1960-1961 yılları arasında köy muhtarı)
Trabzon Dumlupınar İlk Okulu Öğretmen (1963-1967)
Trabzon, Fatih Eğitim Enstitüsü Mezun (1967)
Trabzon-Akçaabat, Akçaköy Ortaokulu Türkçe-Sosyal Bilgiler Öğretmeni (1967-1969)
Trabzon-Çaykara, Ataköy Ortaokulu Müdürü (1969-1971)
Kocaeli-Gebze Gebze Lisesi Edebiyat, Sosyal Bilgiler Öğretmeni (1971-1972)
İstanbul-Kaynarca Kaynarca Ortaokulu  Türkçe, Sosyal Bilgiler Öğretmeni ve Müdüryardımcısı (1972-1974)
İstanbul-Kadıköy Küçükbakkalköy Ortaokulu Türkçe, Sosyal Bilgiler Öğretmeni, Kurucu Müdürü (1974-1975)
İstanbul-Kadıköy Şenesenevler Ortaokulu Türkçe, Sosyal Bilgiler Öğretmeni, Kurucu Müdürü (1975-1976)
İstanbul-Fatih Alparslan Ortaokulu Müdürü (1976-1985)
İstanbul-Zeytinburnu İlçe Millî Eğitim Müdürü (1985-1995)

Related Images:

AE2012

ULUSAL AÇIK ERİŞİM ÇALIŞTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ

ULUSAL AÇIK ERİŞİM ÇALIŞTAYI

SONUÇ BİLDİRGESİ

9 Kasım 2012

8-9 Kasım 2012 tarihlerinde Hacettepe Üniversitesi Kongre Merkezinde yapılan Ulusal Açık Erişim Çalıştayına çeşitli üniversitelerden, kamu kuruluşlarından, mesleki derneklerden ve yayıncılık sektöründen 200 civarında delege katılmıştır. Kamu kaynaklarıyla desteklenen bilimsel yayınlara ve bu yayınlara ait verilere herkesin serbestçe (ücretsiz) erişebilmesi, bu yayınların ve verilerin kurumsal arşivler veya konu arşivleri aracılığıyla erişime açılması, bunun için gereken politika, strateji ve mevzuatı ve açık erişim alt yapısını tartışmak amacıyla bir araya gelen delegeler aşağıdaki bildirgeyi yayınlamışlardır:

“Açık erişim” kamuya açık Internet aracılığıyla bilimsel literatüre ücretsiz olarak erişilebilmesi ve bu literatürün çeşitli amaçlarla (arama, okuma, indirme, kopyalama, dağıtma, bastırma, bağlantı verme, dizinleme, veri madenlemesi, vb. gibi) finansal, yasal ve teknik engeller olmaksızın kullanılabilmesidir.

Genellikle kamu kaynaklarıyla gerçekleştirilen, kamuda çalışan üniversitelerdeki araştırmacılar tarafından kalite kontrolü yapılan ve kamuya ait kütüphaneler tarafından lisans ücretleri ödenen bilimsel dergilere erişim için günümüzde yüksek ücretler ödenmektedir. Açık erişim, yüksek dergi lisans ücretlerine çözüm bulmak amacıyla geliştirilen ve kamu kaynaklarıyla desteklenen bilimsel yayınların kurumsal arşivler aracılığıyla ücretsiz erişime açılmasını destekleyen bir çözümdür.

Kurumsal arşivler kamu kaynaklarıyla desteklenen bilimsel araştırmalardan üretilen yayınları, verileri ve diğer entellektüel ürünleri (tezler, ders malzemeleri,  çalışma raporları, vb. gibi) toplayan, düzenleyen ve uzun dönemli olarak arşivleyen sistemlerdir. Araştırmacıların ücretli ticari bilimsel dergilerde ya da açık erişimli dergilerde yayımlanan makaleleri kurumsal arşivler ya da konu arşivleri aracılığıyla eş zamanlı ya da gecikmeli olarak  Internet üzerinden erişime açılır.

Kamu kaynaklarıyla desteklenen bilimsel araştırmaların, verilerin ve eğitim malzemelerinin açık erişim alt yapısı aracılığıyla herkesin erişimine açılması bilimsel araştırmaların görünürlüğünü ve etkisini artırmaktadır. Açık erişim, bilimsel iletişimin, “açık bilim”in, “açık devlet”in, saydamlığın ve katılımcı demokrasinin vazgeçilmez bileşenlerinden biridir.

Avrupa Komisyonu (AK) 7. Çerçeve Programı (7ÇP) kapsamında 2007-2013 yılları arasında enerji, sağlık, bilgi ve iletişim teknolojileri, araştırma alt yapıları, toplumda bilim ve sosyo-ekonomik ve insani bilimler alanlarındaki araştırma projelerinden üretilecek bilimsel yayınlara açık erişimi sağlamak için bir pilot proje yürütülmektedir. AK, 2012’de Avrupa Araştırma Alanında (AAA) bilimsel bilgilere erişim ve bu bilgilerin korunması için açık erişimi destekleyen iki bildirge yayımlamıştır.[1] 2014’te başlayacak olan Horizon 2020 kapsamında Avrupa Birliği (AB) desteğinden yararlanan araştırmacılar bilimsel dergilerde yayımlanmak üzere kabul edilmiş makalelerinin dijital bir kopyasını kurumsal arşivler ya da konu tabanlı arşivlerde depolanmasını ve ücretsiz erişime açılmasını sağlamakla yükümlü olacaklardır. Bunun için AK’de üye ve aday ülkeleri de bağlayan mevzuat geliştirilecektir.

AB üyesi ya da adayı olan ülkelerde AB fonlarından yararlanmak için bilim, teknoloji ve yenilik ile ilgili yasa ve yönetmeliklerde açık erişimle ilgili düzenlemeler yapılmaktadır. Bu durum son yıllarda gerek yayın sayısı gerekse 7ÇP kapsamında AB fonlarından sağlanan destek miktarı açısından büyük bir sıçrama gerçekleştiren Türkiye’yi de yakından ilgilendirmektedir. Ülkemizde de araştırmaların büyük bir kısmı kamu kaynaklarıyla gerçekleştirildiğinden bu gelişmelerin Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), ilgili bakanlıklar (Kalkınma Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, vb. gibi) ve hükümet tarafından izlenmesi ve açık erişim ve kurumsal arşivlerle ilgili politika, strateji ve mevzuatın geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Ulusal Açık Erişim Çalıştayına katılan delegeler açık erişim ve kurumsal arşivlerle ilgili aşağıdaki önerilerin araştırmalara fon sağlayan ve açık erişim ve kurumsal arşivlerle ilgili politika ve strateji geliştiren kamu kurumlarıyla, kamu kaynaklarıyla üretilen araştırmaları yapan araştırmacılar ve araştırma raporlarını yayımlayan yayıncılarla, kurumsal arşiv yöneticileri, kullanıcılar ve kamuoyuyla paylaşılmasını uygun görmüşlerdir:

  • Kamu kaynaklarıyla desteklenen bilimsel yayınlara ve bu yayınlara ait verilere herkes erişebilmelidir.
  • Bu yayınların ve verilerin standartlara ve birlikte çalışabilirlik ilkelerine uygun açık erişimli kurumsal arşivler ya da konu arşivlerinde depolanması zorunlu olmalıdır.
  • Bilimsel dergilerde yayımlanan ve bundan sonra yayımlanacak olan Türkiye adresli tüm bilimsel makaleler, AB ve kamu fonlarıyla desteklenen proje raporları, tezler ve açık ders malzemeleri açık erişimli bir ulusal arşiv aracılığıyla hizmete sunulmalıdır.
  • Kurumsal arşivlerde depolanan bilimsel yayınların ve verilerin herkesin erişimine açılması için gereken e-alt yapı kurulmalı ve ilgili platformlar geliştirilmelidir.
  • Türkiye’de e-bilim, e-alt yapı, açık erişim ve kurumsal arşivlerle ilgili politika, strateji ve mevzuat geliştirilmeli, Avrupa Açık Erişim Alt Yapısıyla bütünleşme çabaları hızlandırılmalıdır.
  • Açık erişim ve kurumsal arşivlerle ilgili politika ve strateji geliştirilmesi üniversitelerin, YÖK’ün, TÜBİTAK’ın ve Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu aracılığıyla hükümetin gündemine girmeli ve ilgili yasa ve yönetmelikler TBMM tarafından çıkarılmalıdır.
  • Kurumsal arşivler bilimsel iletişim, e-bilim ve e-alt yapının ayrılmaz bir bileşeni olmalıdır.
  • Açık erişim kamu kaynaklarından ve Avrupa Birliği araştırma desteğinden yararlanmanın bir ön koşulu olmalıdır.
  • Kamu kaynaklarıyla desteklenen araştırmalardan üretilen yayın ve verilerin düzenlenmesi, erişime açılması ve uzun dönemli korunması için proje önerilerinde bir veri yönetim planı sunulmalıdır.
  • Açık erişim ve kurumsal arşivlerle ilgili farkındalık artırılmalı, bunun için araştırma desteği sağlayan kamu kurumları ve özel kuruluşlar, araştırmacılar, yayıncılar, bilgi yöneticileri ve kullanıcılar bilgilendirilmelidir.
anket3

“ULUSAL BELLEK MERKEZİ” anketi için rica…

Sayın Ziyaretçi,
Bilgiye erişim garantisinin Uluslararası İnsan Hakları Bildirgesi’nde yer verilen bir insan hakkı olduğu gerçeğinden hareket ederek, dağınık halde bulunan arşiv belgelerinin tek çatı altında toplanması konusunda bir çalışma hazırlamaktayız. Bu çalışma ile arşiv malzemesinin tek çatı altında toplanarak araştırma hizmetlerinin araştırma salonlarının yanında internet üzerinden verilmesini ve çevrimiçi belge örneği sağlamayı öngörmektedir. Bu ankete katkınız çalışmamızın yönünü belirleyecektir.

Katılımlarınız sonucu elde edilen verilerin sadece bilimsel çalışmalarda kullanılacak ve istatistiksel ortamda toplu olarak değerlendirilecektir. Bu nedenle kimlik bilgilerinizin alınması veya cevaplarınızın bireysel değerlendirilmesi, sonuçların baska amaçlarla kullanılması söz konusu değildir.

Verilen ifadelere cevap vermeden önce dikkatle okumanız ve bütün soruları cevaplandırmanız sağlıklı değerlendirme yapabilmemiz açısından çok büyük önem taşımaktadır.

Zaman ayırdığınız için şimdiden çok teşekkür ederim.

Saygılarımla…

Nizamettin OĞUZ
http://www.oguz.gen.tr

 Ankete Başlamak İçin Lütfen Tıklayınız!

 

Dünya Belleği Konferansı raporu

 Dijital Çağda Dünya Belleği: Dijitalleştirme ve Koruma Konferansı

26-28 Eylül 2012, Vancouver, Kanada

(UNESCO Türkiye Millî Komisyonu İçin Rapor)

 http://yunus.hacettepe.edu.tr/~tonta/yayinlar/unesco-memory-of-the-world-conference-report.pdf

 

hitit_gunesi

Hititlinin Tanrı’ya Yakarışı

Tanrım, beni yavaşlat.

Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir.

Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele.

Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver.

Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.

Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol.

Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret; bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret.

Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat. Hatırlat ki yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim.

Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla. Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır.

Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et. Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim.

Ve hepsinden önemlisi: Tanrım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET, değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için SABIR, İkisi arasındaki farkı bilmek için AKIL ve beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak DOSTLAR ver.

William Shakespeare

Korkularımızla yaşayamayız!

Korkuyor

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermedigi için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.

William Shakespeare

Bilgi-Belge Bölümü bulunan Üniversitelerimiz

Bilgi-Belge Bölümü bulunan Üniversitelerimiz

Üniversitenin Adı Fakültesi Bölüm Adı
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
Çankırı Karatekin Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
Gümüşhane Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
Kastamonu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
Marmara Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
Yakın Doğu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü

Kaynak: http://www.kutuphaneci.org.tr/bby-bolumleri

Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri:
Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı

Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı’nın 35. oturumunda onaylanmıştır.

İçinde yaşadığımız toplum kültürel olarak her geçen gün çeşitlenmektedir. Dünyada 6 binden fazla farklı dil konuşulmaktadır. Uluslararası göç oranları her yıl artmakta ve çok sayıda kişi birleşik kimlikler kazanmaktadır. Küreselleşme, göç artışları, hızlı iletişim, ulaşım kolaylığı ve 21. yüzyılın beraberinde getirdiği etkenler bir çok ülkenin nüfusunda kültürel çeşitliliği artırmıştır. Öyle ki önceleri kültürel çeşitliliğe sahip olmayan ülkelerin nüfusları dahi giderek çok kültürlü bir yapı kazanmaya başlamıştır.

“Kültürel çeşitlilik” ya da “çok kültürlülük” farklı kültürlerin uyum içinde birarada yaşaması anlamına gelmektedir. Bu kapsamda “kültür; bir gruba ya da topluluğa ait farklı düşünsel, maddesel, ruhani ve duygusal özellikleri temsil etmekte aynı zamanda sanat, edebiyat, yaşam tarzı, değerler sistemi, gelenekleri ve inançları içermektedir”. Kültür farklılığı ya da çok kültürlülük küreselleşen dünyamızda ve yerel kültürümüzde bizi birarada tutan yapıtaşıdır.

Devamı için lütfen tıklayınız:
http://www.ifla.org/files/library-services-to-multicultural-populations/publications/multicultural_library_manifesto-tr.pdf

 

interpares3a

Dijital Dünyada Kültürel Mirasın Yönetimi ve InterPARES 3 Projesi

Dijital Dünyada Kültürel Mirasın Yönetimi ve InterPARES 3 Projesi
Uluslararası Sempozyum

Türk Kütüphaneciler Derneği İstanbul Şubesi tarafından, InterPARES Projesi Türkiye direktörü Doç. Dr. Özgür Külcü ve SALT‘ın katkılarıyla hazırlanan “Dijital Dünyada Kültürel Mirasın Yönetimi ve InterPARES3 Projesi Uluslararası Sempozyumu” 10-11 Mayıs 2012 tarihleri arasında SALT Galata ev sahipliğinde gerçekleştirildi.
http://www.istanbulkutuphaneci.org/interpares3

SUNU:

 

Related Images:

Çaykara Derebaşı Virajları (Çaykara-Bayburt yolu: D-915 Karayolu)

40594653 40594839 40594845 40594851  40594854 40594855

40594853

Rusların 1916 yılında Rize’den başlayarak Of, çaykara bölgesini ve Trabzon’u işgali süresinde Çaykara’dan Bayburt’a geçebilmek için bir yol inşa etmişlerdir.

Çaykara’ya bağlı, Solaklı Vadisi boyunca yer alan Çamlıbel (Harheş), Köknar ve Karaçam (Ogene) isimli köylerinden geçerek Soğanlı Dağı’nı aşıp Bayburt’a uluşan yol, bu gün “Derebaşı Virajları” olarak bilinir.

Yerin kayalık olması Çaykara-Bayburt yolunun (Derebaşı Virajları) günümüze kadar gelmesini ve hala işler vaziyette kalmasını sağlamıştır.

Solaklı Vadisinde, Solaklı Deresi boyunca Çamlıbel, Köknar ve Karaçam köylerinin nefis güzelliklerini seyrederek ilerledikten sonra yaklaşık Soğanlı Dağı’na 45⁰’lik eğime sahip virajlara çıkmaya başlanır.

14 çok keskin virajlardan tırmanmaya başladıkça vadinin nefis manzarası sizi büyüler.

Vadi, her virajdan sonra ayrı bir güzelliğe bürünür.  Derenin sesi vadide kışkırtıcı bir müzik gibi sizi hareketlendirir.

Yukarıya doğru çıkarken yol boyunca irili ufaklı şelaleler ve minik akarsular bulunur.

Yolunuz Karadeniz’e, Trabzon’a ve Çaykara’ya düşmüşse bu yolu deneyin ve buradan Bayburt’a geçin…

Çocukluğumuzda bu yoldan geçerken şoförler Demirkapı Geçidi’ne kadar Kuran, Demirkapı’dan sonra ise kemençe dinletirlerdi bizlere.

Jeep safari ve motorcular-endurocular için bulunmaz bir parkur. Henüz katledilmemiş bir güzellik.

HES’ler bu vadiyi KES’meden önce gezilesi, görülesi bir yer.

Bu yolu ilk defa kullanacakların Haziran-Eylül dönemini planlamaları gerekir.

Yola çıkmadan önce yolun kardan temizlenmiş ve açık olduğunu öğrenmeleri gerekir. Yol durumu virajlara gelmeden önceki köylerden  ve köylülerden öğrenilebilir.

Yolda yer yer, toprak kayması veya akan su etkisi ile çökmeler olabiliyor.
Bu durumda arabanın veya motorun geçebileceğinin titizlikle kontrol edilmesi ve gerekiyorsa da çökme yerinin doldurularak devam edilmesi çok önemli.

Virajlarda yer yer bazı düzlükler/cepler bulunuyor; buraları fotoğraf çekmek, bir şeyler yemek, dinlenmek ve manzarayı seyir için kullanabilirsiniz.

Virajlara çıkarken vadi boyunca cep telefonlarının her zaman çekmeyeceğini aklınızdan çıkarmayın.

Dumanlı (sisli) havalarda görüş açısının çok daha kısa olacağının bilinmesi gerekir.

Gezgin arkadaşlarımızın burada gecelemelerini tavsiye etmiyorum. Geceleri oldukça soğuk olacaktır. Ayrıca dağ koşularının (yaban hayvanları gibi) tehlikelerini göz ardı etmemeleri gerekir.

 

Related Images:

manifesto

Kamusal Bilgi Alanı Manifestosu

Kamusal Bilgi Alanı Manifestosu, Avrupa Kamusal Bilgi Alanı Tematik Ağı COMMUNIA bağlamında hazırlanmıştır.

Kitap, yalnızca bir kitap olarak yazara aittir, ama düşünce olarak –kelimeler o kadar engin değildir- insanlığa aittir. Bütün zihinler bunda söz sahibidir. Eğer yazarın hakkı ve insan ruhunun hakkı olmak üzere iki haktan biri feda edilecek olsaydı, yazarın hakkının feda edilmesi gerekirdi, çünkü bizim tek önceliğimiz halkın çıkarıdır ve halkın çıkarı her şeyden önce gelmelidir.
         (Victor Hugo, Discours d’ouverture du Congrès littéraire international de 1878, 1878) 

 Kamusal Bilgi Alanı Manifestosu

Bağlantılar
http://communia-project.eu/final-report/
http://www.communia-association.org/wp-content/uploads/the_digital_public_domain.pdf

gazete2

Gazete Arşivleri

Bu gün ülkemizde çıkan günlük gazeteler tamamen bilgisayar ortamında hazırlandıkları için arşivlenmesi ve bu arşivin de erişimi, kullanımı hızlı ve kolay.

Osmanlı döneminde yayınlanmış gazeteler muhtelif kurumların gayretleri ile dijitalleştirilmiş ve toplu olmasa da bir şekilde erişilebiliyor. Ayrıca, 1923’den sonra çıkan gazetelerin bir kısmı harf devrimine kadar eski harfli Türkçe olarak yayınlanmaya devam etmiştir.

Gazetelerin arşivlerini incelemek İstanbul Atatürk Kitaplığında mümkün. Ancak Basın Müzesinde de bulunan gazete arşivlerini incelemek Atatürk Kitaplığı’nda olduğu kadar rahat değil.

Bazı gazeteler arşivlerinin bilimsel değerinin bilinci ve geleceğe duydukları sorumluluk duygusu ile kağıt ortamda bulunan eski sayılarını dijital ortama aktarmış ve indeksleyerek erişim ve kullanım kolaylığı sağlamışlardır.

Benim tespit edebildiğim ve kullandığım bu gün yayın hayatına devam eden üç büyük gazetenin arşiv durumu aşağıdadır:

Milliyet Gazetesi: 3 Mayıs 1950 ile 30 Haziran 2004 arası gazeteler dijitalleştirilmiş ve indekslenmiş durumda.
Araştırmaya üyelik sistemi ile ücretsiz olarak açık.

Cumhuriyet Gazetesi: 1930’dan bu yana olan arşivi, dijitalleştirilmiş ve indekslenmiş.
Araştırmaya muhtelif ücret seçenekleri ile açık.

Hürriyet Gazetesinin webte kullanılabilen arşivi 02 Kasım 1997 tarihinden itibaren başlıyor.  02 Kasım 2012 tarihinden bu yana muhtelif kelimeler üreterek arama yapılabiliyor.
Bunun  dışında Hürriyet Gazetesinin de eski sayılarını dijital ortama aktardığı konusunda bilgi var, ancak kullanıma açık değil. Halen doğum günlerinize ait sayıyı ücreti karşılığında isteyebiliyorsunuz.

Congre Kütüphanesini (Library of Congress) incelediğimizde, tüm eyaletlerde 1836 yılından itibaren yayınlanan tüm gazeteleri bir program dahilinde dijitalleştirmeye başlamış ve devam ediyor. Dijital ortama aktarılanlar ise internet üzerinde araştırmaya açık. Hatta bir kısım gazetelerimizi indekslemişler. Resmi Gazete’mizi mikrofilme almışlar.

Ulusal boyutta yayınlanan gazetelerimizin bir proje ile dijitalleştirilip bilim insanlarının istifadesine sunulması geç kalmış bir durumdur ve hemen hayata geçirilmesi gerekir.

Gerek günümüz ve gerekse Osmanlı dönemine ait bazı gazete ve süreli yayınları muhtelif kütüphanelerde bulmak mümkün. Bunların bir kısmının kataloğu, bir kısmının listesi bulunmaktadır.

Dünyadan örnekler:

 Avustralya (Trove ): Trove’u, bir bilgi hazinesinin açık kaynak kodlu hali olarak düşünebilirsiniz. Sitede uzun gazete ‘başlıkları’ arasından biri seçip bilgi alabiliyor, şehre göre bile filtreleme yapabiliyorsunuz. http://trove.nla.gov.au/newspaper

Times Machine – The New York Times: ‘Times Machine’, size New York Times’ın 17 Eylül 1851’deki ilk sayısından 30 Aralık 1922’ye tüm gazeteleri sunuyor. Tarih aralığı sınırlı da olsa, örneğin Birinci Dünya Savaşı dönemini kapsadığını düşündüğümüzde önemli bilgiler sunuyor. http://timesmachine.nytimes.com/browser

Chronicling America: Kongre Kütüphanesi tarafından tutulan bu dev arşivde 23 Amerikan eyaletine ait gazete arşivlerine göz atabiliyorsunuz. Projenin amacı, 1836’dan 1922’ye dek ABD’nin tüm eyaletlerinde yayınlanmış gazeteleri dijital ortama geçirmek. Sitede 1690’dan bu yana ABD’de yayınlanan gazetelerde yer alan bilgileri listeleyen bir dizin de mevcut. http://chroniclingamerica.loc.gov/

HistoryBuff: Bu site, eski gazetelerin arşivlerini sağlamak yerine, son 400 yılda Amerikan tarihindeki önemli olaylar hakkında seçilmiş bir koleksiyon sunuyor. Site, gazetelerin ilk zamanlarında haberleri nasıl yayınladığını görmek isteyen öğrenci ve öğretmenler için hazırlanmış. Seçilen gazeteleter, 1700 ile 2004 yılları arasındaki dönemi kapsıyor. http://historybuff.com/

The Newspaper Genealogy Archives: Sitenin kapsadığı haber sayısı sınırlı, ancak ABD, İngiltere, İskoçya, İrlanda ve Avusturya gazetelerinin de dahil edilmesiyle geniş bir arşiv sunuyor. Site, soy ve tarihi bilgi araştırmaları için tasarlanmış. Arşivler, 18. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar olan haberleri kapsıyor. Haberler, evrensel önemi olan olaylardan çok doğum, ölüm, şirket dizilişleri gibi kişisel duyuruları içeriyor. http://theoldentimes.com/archives.html

Google Archive Search: Tarihi haberleri aramak için Google News Archive’i deneyebilirsiniz. Haber arşivi, otomatik olarak bir zaman çizgisi oluşturabiliyor ve bu haber çizgilerini farketmede oldukça faydalı oluyor. http://news.google.com/news/advanced_news_search?as_drrb=a

(Kaynak: http://www.chip.com.tr/galeri/gazete-arsivlerini-okuyabileceginiz-6-site_2123_2.html)
Ulusal Bilgi Merkezi Modeli

Dağınık haldeki bilgi kaynakları!: ULUSAL BELLEK MERKEZİ

Dağınık haldeki bilgi kaynakları!: ULUSAL BELLEK MERKEZİ

Ülkemizdeki genel bilgi kaynaklarına/araştırma merkezlerine baktığımızda durum hiç iç açıcı değil. Hemen hemen tamamı birbirinden kopuk ve çoğu da habersiz arşiv ve kütüphanelerimiz araştırıcılar için benzer imkânları sunmak için benzer yatırımları yapmakta.

Ülkemizde bulunan belli başlı araştırma kurumları:

Yukarıdaki listede en çok bilinen arşiv ve kütüphaneler belirtilmiş bulunmaktadır.

Araştırma yapan her derecedeki bilim insanları ilgisine göre, farklı kentlerde bulunan bu araştırma kurumlarından en az birinde çalışma yapmak durumundadır.  Bu Kurumlardan bir kısmının araştırmaya yönelik teknik alt yapısı bulunmamaktadır. Var olanlar ise ya yetersizdir ya da sürekli hizmet verme konusunda sorunlar yaşanmaktadır.

Halbuki günümüz bilgi ve iletişim teknolojileri tüm bu merkezlerin ortak veritabanından hizmet verecek düzeydedir. Aslında herkesin arzu ettiği bu tip bir hizmet her nedense bir türlü hayata geçirilememiştir. Bazı araştırma kurumları kataloglarını yeni yeni bilgisayar ortamına aktarmış olup yararlanılabilir durumda değildir.

Umut verici olan gelişmelerden biri üniversite kütüphanelerinin to-kat (Ulusal Toplu Katalog-http://www.toplukatalog.gov.tr) altında birleşme çabaları ile Mill’i Saraylar Dolmabahçe Sarayı Müzesi Arşivindeki arşiv malzemesinin olması gereken yere, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne (Osmanlı Arşivi) devridir. Ayrıca iki yıl önce Türkiyedeki yazma eserleri tek çatı altında toplama amacıyla kurulan Türkiye Yazma Eser Kurumu (http://www.yazmalar.gov.tr) bu yönde atılmış ciddi bir adımdır.

Her kurumun ayrı ayrı teknik yatırım yapması yerine ortak projeler geliştirerek Ulusal Bellek Merkezinin kurulmasının önü açılmalıdır.

Araştırıcılara bilgi kaynaklarına kesintisiz ve kolay erişim imkânı sağlanmalıdır. Bu sayede araştırmalarını mekan ve zamandan bağımsız sürdürmeleri mümkün olabilecektir.

Aslında araştırıcıların tüm bu araştırma kurumlarına gitmelerine de gerek yoktur. Okullarından, evlerinden kısaca bulundukları yerden araştırma inceleme işlemlerini yapabilmeli ve gerektiğinde de kopya alabilmelidirler.

Teknolojinin küresel bir köy haline getirdiği günümüzde, Ülkemizin ve dünyanın her yerinden her tür araştırıcının ve bilim insanlarının daha sağlıklı ve daha nitelikli “bilgi” üretmeleri için güçlü bir adım gerekiyor.

Kurumsal tekelin önüne geçmeliyiz. Kişisel çabalar yerine benzerlerini örnek alarak Kurumlar ortak sinerji oluşturmalılar.

Ulusal Bellek Merkeziiçin önerimi 21-23 Kasım 2012 tarihleri arasında İstanbul’da yapılan Osmanlı Coğrafyası Kültürel Arşiv Mirasının Yönetimi ve Tapu Arşivlerinin Rolü Uluslararası Kongresi‘nde sundum.

phone1

Telefonla reklam terörü!

e-postalarımız yetmiyormuş gibi son yıllarda bir de telefonlarımıza istem dışı reklamlar gelmeye başladı.
e-posta’larda bunu “istenmeyen e-posta” olarak tanımlayabiliyoruz, hatta servis sağlayıcılarımız bile talep etmemiz halinde bize çok az da olsa bazı imkanlar da sağlayabilmekte.
Ancak iletişim için kullandığımız cep telefonlarımıza da SMS’le reklam ve tanıtım amaçlı mesajlar gelmeye başladı. Ülkemizde bulunan GSM firmaları yasa gereği istem dışı olan bu mesajları önlemekle mükellef. Ama hiç biri henüz bunu tam olarak başarabilmiş değil. Cep telefonlarınıza SMS gönderiyorlar. Firmaları arıyor ve rica ediyorsunuz, dinlemiyorlar ve bu sefer gönderim aralıkları sıkılaşıyor.
Reklam ve hizmet tanıtımında sınır tanımayan firmalarımız işi  daha da ilerlettiler.
İsim ve telefon numaralarınızın yazılı olduğu veritabanı bir yerlerde satılıyor ve firmalar ETİK OLMAMASINA RAĞMEN bu veritabanlarını satın alarak sizi taciz etmekten geri kalmıyorlar.
Günün herhangi bir zamanında ve iradenizin dışında sizi sesli olarak arayarak ürün ve hizmetlerini “size özel” kandırmacası ile tanıtmaya çalışıyorlar.
Hatta evde olmasanız bile telefona cevap veren eşinize, çocuğunuza “cep telefonunu verin, çok acil” gibi aldatmacalarla zamanınızı çalmaya çalışıyorlar, insanları tedirgin ediyorlar.
Görüşmek istemediğinizi bile söyleyemiyorsunuz, sadece büyük bir kızgınlık ve nefretle telefonunuzu kapatıyorsunuz, bu kez yine arıyorlar, arıyorlar…
Kimi telefon şirketinin ürünlerini, kimi sağlık ürünlerini, sigorta ve emeklilik fonu, kimi daha başka bir şeyler pazarlamaya çalışıyorlar, ihtiyacınız olup olmadığını bile sormadan ve bilmeden.
Sizin ne isteyip istemediğiniz hiç umurlarında değil, bu gün de arıyorlar, yarın da, canları çektiği herhangi bir zaman arıyorlar.
Bıkkınlıktan öte bir noktaya varan bu girişimleri engellemenin bir yolu maalesef yok veya ben bulamadım.
Daha geçen hafta bir GSM firması “ev” telefonumdan arıyarak mutlaka “benimle” görüşmek istediğini ısrarla söylüyor.
Bir hastane bayanlara yönelik uygulamalarını tanıtmak için ısrarla SMS gönderiyor.
Hala ısrarla arıyorlar, ne tanıtacaklarını merak bile etmiyorum; çünkü İSTEMİYORUM.
Her gün en az 2-3 firma arıyarak hayatınızın en berbat bir kaç dakikasını geçirmenize sebep olabilir.
Bu tam bir TERÖR, TELEFONLA REKLAM TERÖRÜ… Ve bunları SPAM olarak işaretliyemiyorsunuz maalesef.
LÜTFEN BİRİLERİ BUNLARA DUR DİYEBİLİR Mİ?

Veysel Dayı'nın yeri, Aytepe

Kocaeli-Yuvacık Baraj Gölü gezisi

Kocaeli-Yuvacık Baraj Gölü ve Aytepe

Kocaeli-Yuvacık Baraj Gölü, hemen yanıbaşımızda harika bir yer.
Her mevsim tatil yapılabilecek, nefes alınabilecek, yürüyüş yapılabilecek, stress atılacak çok güzel bir yer.
Her mevsim ulaşımı kolay.
Yuvacık Barajı iki büyük derenin birleştiği vadide, Yuvacık beldesi yakınlarında inşa edilmiş.
Baraj yapımı öncesi derelerin kenarlarındaki alabalık çiftlikleri ve doğal ortamları ilgi çekerken, daha sonra baraj gölünün çevresiyle oluşturduğu güzellikler görülmeye değer hale gelmiştir.
Eraslan Tatil Köyü (Yuvacık Baraj Gölü’nde) Eraslan Tatil Köyü, baraj gölünü gören bir sırtta, kademeli inşa edilmiş, otantik bir yer. Burada, güler yüzlü, işini iyi yapan, samimi ve sıcak insanlar görürsünüz. İşletmeciler de çalışanlar da  elinden geleni yapıyorlar. Her mevsim açık ve temiz bir yer. Rezervasyonunuzu önceden yaptırmalısınız.

Baraj gölü çevresinde konaklama ve yeme-içme tesisleri bulunmaktadır.
Yuvacık Barajı’ndan Camidüzü, Değirmendüzü, Sıcakdere, Soğukdere olmak üzere dört farklı yürüyüş parkuru vardır.
Hepsi birbirinden farklı güzellikte yerler.
Yuvacık Baraj gölünden Aytepe’ye doğru yürüyerek çıkmanızı öneririm.
Doğal güzelliklerin yorgunluğunuzu engelleyeceğine inanıyorum.

Veysel Dayı’nın Yeri (Aytepe)

Veysel Dayının yeri

Veysel Dayı'nın yeri, Aytepe

Veysel Dayı’nın yeri, Aytepe

Aytepe’de mutlaka Veysel Dayı’nın Yeri’ne uğrayın. Yorgunluk çayınızı için, ocak başında dinlenin.
Beraberinizde getirdiğiniz yiyecekleri burada rahatlıkla tüketin.
Sohbet edin, dostluklar kurun.

 

Bazı bağlantılar
http://www.eraslantatilkoyu.net/
http://www.yuvacik.net/

IMG_7119

Hayata dair

İyi ol fakat çok iyi olma.
Birazcık huysuz ol fakat çok değil.
İçinden geliyorsa dua et.
Eğer sana rahatlık veriyorsa arada bir küfür de et.
Etrafındakilere mümkün olduğunca dostça davran, müşfik ol.
Eğer bir gün kötü davranmanı gerektirecek bir durum karşısında kalırsan; bağır, çağır, kır, dök ve unut!
Her zaman ve her yerde eline geçen bütün saadeti yakala, en ufak bir parçanın bile kaçmasına izin verme.
Yaşa her şeyden önce yaşa ve sırf tesadüfen bu dünyaya gelmiş olduğun için, laf olsun diye günlerini geçirme.
Eğer gerçek aşkı tanıyacak kadar şanslıysan; bütün kalbin, ruhun ve bedeninle sev!
Hayatını o şekilde yaşa ki; her an kendi elini sıkabilesin ve her gün faydalı olan, hiç olmazsa bir şey yap ki;
gecelerin yaklaşırken örtüleri üzerine çekip kendi kendine “ben elimden geleni yaptım” diyebilesin.
Düşüncelerin neyse hayatın da odur.
Hayatın gidişini değiştirmek istiyorsan düşüncelerini değiştir.

William Shakespeare

 

doğum günü

Doğum günleri

Kimileri belki gereksiz görür ama doğum günlerinin çok farklı anlamları var bence.
Yaşlı bir insanın doğum günü dostlarla, çocuk ve torunlarla buluşma zamanıdır. Günümüzde ziyaretlerin azaldığı bir zamanda çok güzel bir olaydır doğum günleri. İnsanlar bu zamanı iple çekerler.
Yetişkin biri yeni yaşına girdiğinde geri kalan yılın ve öncekilerin genel bir muhasebesini yapmalı.
Genç erişkin gelecek yılların kendisine getireceği fırsatları ve beklentilerini düşünmeliler.
Bebeklerin ve çocukların doğum günleri onların büyümelerini gözlemlemek ve sevenlerle paylaşma günü oluyor.
Doğum günleri güzeldir.
Her yaştan insanın doğum gününde kendimizden bir şeyler görürüz, mevsimlere benzeyen insan yaşamında…

Sevdiklerinizin, dostlarınızın, herkesin doğum gününü kutlayın, güzel bir ömür dileyin.
Doğum günleri çok güzeldir.
Kutlanacak daha çok doğum günleriniz olsun, doğum gününüze katılacak dostlarınız eksik olmasın.

25870091

Yol

Yaşam seyir halinde olduğumuz en uzun ve en kısa yolculuk değil midir?
Ne yollardan geçilir; bazen dikenlerin, taşların arasından ağlaya ağlaya bazen de güle güle oynaya…
Kimler çıkmaz ki karşına… La Fontaine’ nin kurnaz Tilki Hazretleri, Aslanları; Beydeba’nın öküzleri hep iki ayaklı, dilli çıkmaz mı karşınıza..?
Laf aramızda yolun çiçeklerini koparan, toprağı kızıla, göğü siyaha boyamaya çalışanlar da bu kahramanlar değiller midir?
Neyse 2011 yılının en uzun gecesinde ne gerek var karamsarlığa? Biz her  şeye rağmen yolumuza çıkan çiçeklere, umut ışıklarına bakalım…
Malum yolun sonunu göreceğiz diye, kenardaki güzellikleri kaçırmayalım ;)
Bakalım Ben Gezgin Adam, neler yaşamışım şu taşlık ama her şeye rağmen kır çiçekleri ile dolu yolda..?

Arşiv Emektarları Anı Kitabı

Merhaba,

Arşivcilik mesleğine gönül vermiş, hayatının önemli bölümünü arşivcilik mesleğinin gelişimine vakfetmiş ve artık aramızda olmayan “arşiv emektarları“nı hatırlamak üzere bir “anı kitabı” hazırlamayı planlıyoruz.

Hazırlamayı düşündüğümüz anı kitabına, arşivcilerin, bilgi yöneticilerinin, arşivlerden yararlanan bilim insanlarının, akademisyenlerin ve dileyen herkeslerin bir makale ile katkıda bulunmalarını arzu ediyoruz.

Bu konuda nizamettin@oguz.gen.tr e-posta adresinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

Katkı sağlayacak tüm bilim insanlarına şimdiden teşekkür ediyoruz.

Saygılarımızla.

Yayın Grubu adına
Nizamettin Oğuz

 

ANI KİTABI HAZIRLIK SÜRECİ
İlk duyuru tarihi : Kasım 2011
Hatırlatıcı duyuru : Mayıs 2012
Son duyuru : Ağustos 2012
Makalelerin EN SON teslim tarihi : Ekim 2012
Yayın Tarihi : Mart 2013

 

 

Related Images: